12adalar,

KOS ADASI (İSTANKÖY - Κως) Gezi Notları

11:16 yesimdusova 0 Comments


Kos, Dodecanese olarak bilinen 12 adanın 3. büyüğü, Akdeniz’in güney doğusunda Bodruma doğru uzanmaktadır. Geceleri ışıl ışıl Bodrum'u seyredebiliyorsunuz, gündüzde beyaz evleri ile hemen tanıyabilirsiniz. Ada, Kalymnos ve Nisyros adalarının yanında genelde düzlük olan coğrafyasını sahip olduğu tek dağ bozuyor. Bizans İmpatorluğu hakimiyetindeki ada Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilerek (1523 yılında) 390 yıl Osmanlı toprağı olarak kalıyor. İtalyan'ların işgali ile 1912-1943 yıllarında İtalya'nların hakimiyetine kalıyor. Ada'da 1933 yılında gerçekleşen deprem sonrasında İtalyan'lar adada tahrip olan birçok binayı onarıp, yeni binalar inşa etmişler. Şehir merkezinde Bizans, Osmanlı ve İtalyan kültürünün izlerine tanık oluyorsunuz.

Adanın Kısa Tarihi:
Bizans İmpatorluğu hakimiyetindeki ada Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilerek (1523 yılında) 390 yıl Osmanlı toprağı olarak kalıyor. Gezi sırasında biz bu toprakları nasıl kaybettik sorusu aklınıza sık sık geliyor ve merak ediyorsanız buyrun. 12 ada, (Yunanlıların Dodecanese olarak adlandırdığı) Bodrum ve Marmaris alt kısmında kalan Kos-Rodos arasındaki yaklaşık 16 adet irili ufaklı adadan oluşmaktadır. Bu adalar Osmanlı döneminde 12'li ihtiyar heyeti yönetim biçiminden böyle adlandırılmaktadır.

II. abdülhamit, ordu ve donanmadan korkan sürekli ayaklanma çıkaracaklarını düşünerek, orduya önem vermeyen bir padişah olarak tarihte bahsedilmektedir. Bu dönemde Osmanlı donanması ve ordusu ciddi güç kayıpları yaşarken 1912 yılında İtalyan'lar Trablusgarp'a saldırırlar. Osmanlı beklemediği bu durum karşısında, güçsüz donanması ile savaşa hazırlanırken, İtalyan'lar 12 adaya saldırıp, Çanakkale'yi geçmeye çalışarak, başarısız oldular Bu durumu fırsat bilen Yunan ordusu Midilli'yi işgal etti. Balkan savaşında ağır yaralar alan Osmanlı İmparatorluğu ciddi kayıplar vererek, Ege adalarını da Yunaniastan'a bıraktı. Savaş sonrasında imzalanan Londra ve Atina Anlaşmaları ile adaların akibeti büyük devletlerce karar verilmesi için Büyükelçiler Konferansın'a bırakıldı. Londra'da düzenlenen konferansta adaların (İmroz ve Bozcaada dışında) Yunaniastan'a bırakılmasına karar verildi. I. Dünya savaşının başlamasıyla, Osmanlı taleplerinde ısrarcı olmadı ve Ege adaları ve 12 adalar fiilen Yunanisan ve İtalya'da kaldı. 1924 te imzalanan Lozan anlaşmasında Çanakkale Boğazına yakın olan Gökçeada, Bozcaada, Semadirek, Limni, Midilli, Sakız adaları talep edilmiş olup; Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları Türkiye'ye verilirken, Lozan'da fiilen sahip olunan Meis adası kaybedilmiştir. Ayrıca Yunanistan'a bırakılan adaların silahsızlandırılması sağlanmıştır. 12 adayı gezmeye başlayınca, bu adaları kaybettiğimize çok üzüldüm. Özellikle Rodos, kocaman kalesi ve sokakları ile fethedilmesi bu kadar zor iken, Yunanlıların savaşmadan adalara hakim olmaları ise üzücü.

Kıbrıs'ta 1878 yılında İngilizler'in Kıbrısı işgali ile kaybedilmiştir. Kıbrıs İngilizlere, Osmanlı'ya Ruslara karşı başlatılan savaşta ekonomik destek vermesi sözü ile bırakılmıştır. İngilizler yıllar içinde adadaki Rum nüfusunu arttırarak, adanın Yunanlılara bırakılmasına zemin hazırlamışlardır. Adada hala İngiliz hakimiyetinin etkileri gözlemleniyor. Adada trafik terste akmaktadır.


KOS ULAŞIM

Ada'nın mekezinde bulunan havalimanı (Antimachia) ile adaya ulaşabileceğiniz gibi, Bodrum'dan ya da diğer adalardan kalkan feribot ile de adaya ulaşabilirsiniz. Bodrum-Kos Kişi başı feribot fiyatı 17.5 euro, 2 euro da liman vergisi ödüyorsunuz. Biletinizin faturası mutlaka yanınızda olmalı. Bodrum'da kalenin ilerisindeki limandan, pasaport kontrolünden geçerek gidiyorsunuz. Liman vergisini de bilet alırken limandaki ofise ödüyorsunuz. Biletlerimizi internetten satın almıştık ve limanda biletleri yazdırdık. Kısa feribot yolculuğu sonrası, limanda uzun feribot kuyruğuna giriyorsunuz, allahtan sıra çabuk ilerliyor! Adadakiler çok sıcak kanlı ve hepsi çok iyi ingilizce konuşuyor.

Ada içi ulaşım için araç kiralayabilirsiniz. Ada'da mesafeler düşündüğünüz kadar yakın değil. Ada'nın merkezini yürüyerek gezebilirsiniz ancak diğer noktalara ulaşım için mutlaka araç gerekiyor. Ada'da motosiklet, buggies, araba ve bisiklet kiralamak mümkün. Mesafelerin kısa olmadığını ve gitmek istediğiniz noktaları belirleyerek ona göre araç kiralamanızı tavsiye ederim.

Ada'da arabasız gezmek istiyorsanız ki biz öyle yaptık, merkezden otboüslerle her yere ulaşabilirsiniz. Adanın merkezi Kos olarak geçiyor ve diğer köylere belirli saatlerde kalkan otobüsler var. Gidiş-dönüş planı yapıp, saatlere sadık kalırsanız, bir sorun yaşamazsınız. Kos'tan adanın diğer ucu olan Kefalos'a kadar gidip, 2 gün orada deniz tatili yaptıktan sonra geri döndük. Sonra akşam üzeri günbatımı izlemek için Zia köyüne giderek, son otobüs ile geri döndük. (En uzak nokta 4.80 euro iken yakın mesafe 1.8-2.10 arası değişiyor. Bütün saatler ve fiyatlar otobüs durağında, otel resepsiyonlarında asılı, internetten de ulaşabilirsiniz.) Otobüs durağı, Kos merkezden içeriye girince büyük bir meydan var, Eleftherias Meydanı buranın yan tarafındaki büyük mavi-beyaz kilisenin arka tarafında kalmaktadır. Ödemeyi otobüste yapıyorsunuz ve ulaşım oldukça rahat. Günü birlik birçok kişi denize gitmek ve gezmek için kullanıyor.


1. Kos Merkez
Adanın merkezi ufak bir yer, Bodrum sokakları gibi.. Sahil kısmında, Türkçe bilen restorantlar mevcut. Her yerde döner ve kapıda sizi bekleyen garsonlarla Türkiye'yi aratmıyor:) Sizi yoldan çevirip, oturtmaya çalışıyorlar. Arkalara çıktıkça, Kolokotroni caddesi üzerine kurulu dükkanlardan hediyelik eşya satın alabilirsiniz. Şehir merkezi kalabalık ve dar sokakları, tarihi kalıntıları ile tarih sayfalarında geziyorsunuz. Her yer de zamana meydan okumuş sütunlar, duvarlar, avlular ile karşılaşırken bir yandan meydanlarında gezip, kahvenizi yudumlayabilirsiniz.



Hipokrat Meydanı - Hipokrat Çınar Ağacı
Merkezin en güzel meydanı. Meydanın ortasında kocaman bir çınar ağacı ve deniz taşları ile döşenmiş yerleri ile sizi tarih sayfalarında yolculuğa çıkarıyor. Hacı Hasan caminin duvarlarına vuran güneş ışıkları, sokağı ve meydanı şenlendirirken, cami önündeki şadırvan ile hangi zamana ait olduğunuzu unutuyorsunuz. Meydana konumlanan restorant meydanı izlemek için güzel bir fırsat. Sol tarafta tuz ambarı bulunuyor. Kalenin korunaklı duvarları içindesiniz ve aşağı doğru ilerleyince daha küçük bir meydana iniyorsunuz, Platonou Meydanı. Ambarın kapısı ve küçük bir hamam bu meydana açılıyor, meydan ise sizi tuzlu masmavi deniz kokusu ile karşılıyor. Bu küçün meydanda Neratzia Cafe bulunuyor, 2 kocaman ağaç altında oturup kitap okuyup, deniz kokusu ve tarih dolu bir meydanda hayalgücünüzün imkan verdiği ölçüde başka diyarları ziyaret edebilirsiniz. Ya da sadece kahve içip, geçmişte bu sokakta nasıl bir hayat olduğunu hayal edebilirsiniz. Ya da anda kalıp, instagrama bakabilirsiniz (bu iyi fikir gibi değil:)).

Eleftherias Meydanı - Dimotiki Agor (Ancient Market/Açık halk pazarı), Arkeoloji müzesi (Archeological Museum of Kos), The ‘Egli’ building complex - Orfeas Sinema (Saatli bina) ve Defterdar Cami 

Kos ta heryer bu meydana çıkıyor gibi:) Denizden, otobüs durağından nereye gitmek isterseniz buradan geçiyorsunuz. Bu meydanda Dimotiki Agor (Ancient Market/Açık halk pazarı), Arkeoloji müzesi (Archeological Museum of Kos), The ‘Egli’ building complex-Orfeas Sinema (Saatli bina) ve Defterdar Cami bulunmaktadır. Meydanın tam ortasında, üzerinde made in Italy yazan bir sokak lambası bulunuyor. Akşam olunca meydanda koşuşturan çocukları saymazsaksak, meydan size çok şey anlatmaya çalışıyor. Defterdar cami ve önünce bulunan (2017 Bodrum depreminde yıkılmış) şadırvan ile hala orada yaşayan birileri olduğunu düşünüyorsunuz. Depremler olmasa, Kos bütün tarihi ile yıllara meydan okuyacakmış. Defterdar cami ve şadırvan, bir film karesinden çıkmış gibi, dondurmalarımızı alıp sokak lambası altında saatlerce seyrediyoruz, hikayeler yazıyoruz. İtalyanlar bu dönemde oldukça baskıcı olmalarına rağmen, şehre katkıları büyük. 1933 yılında zarar gören birçok cami ve bina yeniden yapılarak, şehre İtalyan hakimiyetini hissettiren binalar inşa etmişler. The ‘Egli’ building complex-Orfeas Sinema ve Dimotiki Agor (Ancient Market/Açık halk pazarı) binaları en güzel örnekleri. Market bizim eski halk pazarının modern yorumu, bu tabiki şimdiki hali, eskiden meyve-sebze, et, balık satışı yapılan bölümlere ayrılıyormuş. Saat kulesine sahip sinema binası ise kompleks olarak tasarlanmış ve sinema binası olarak kullanılmaktadır.


Kazouli Square

Arkeoliji müzesinin yanından denize dogru inerken, Eleftherias Meydanı bu ufak meydana açılıyor. Foro square olarak bilinen bu meydan önceden açık pazar yeri olarak kullanılmaktaymış. Burada eski şehrin batı kapısı olan Foro Gate bulunmakta, şuan sadece kapının kalıntıları mevcut. Buradan da Hipokrat meydanına yürüyorsunuz. Meydanın arka tarafı ise Ancient Agora olarak çevrelenmiş, eski şehre ait kalıntıların bulunduğu tarihi alan. Oldukça büyük alana yayılmış olan eserlerden depremler sebebiyle çok fazla yapı kalmamış, içinde gezerek, kalan kalıntıları ziyaret edebilirsiniz.

Castle of Neratzia

Şehrin uç kısmında konumlanan kale ve surları eski şehirden kalan en büyük eserler. Kaleye geçişi sağlayan Bridge of Palm Trees köprüsü altından artık araçlar geçmektedir. Şehrin sahil şeridinden geçen yol, köprü ile kesişiyor. Kaleyi gezebilirsiniz, sıcaktan dolayı biz tercih etmedik.



Diagoro Square - Eski Cami Meydanı

Şehrin arka tarafında kalan, sokakları ve restorantları ile kendine hayran bırakan, özellikle öğleden sonraları güneşin sarı ışıkları ile şenlenen meydan. Alışveriş sokağından buraya tırmanınca, çok şaşırmıştım. Restorantlarının güzelliği ve samimi ortamı ile birşeyler atıştırmak istiyorsunuz. Hem alışveriş caddesi burada bitiyor hem de buradan şehirdeki tarihi kalıntılara ulaşabiliyorsunuz. Meydan, eski cami meydanı olarak bilinmekte ve camiden geriye kalan tek minare meydanın ortasında yıllara meydan okumaktadır. Minareden aşağı inen merdivenleri takip ederseniz, Casa Romana ve Roman Odeon kalıntılarını gezebilirsiniz.



Roman Odeon - Casa Romana

Roman Odeon, Roma tiyatro binasının kalıntıları. Ufak bir tiyatro olmasına rağmen, tiyatro binası başarılı bir şekilde korunmuş ve iç kısmının bazı bölümleri gezilebiliyor. Tiyatronunun mimarisi hakkında bilgi veriyor. Zamanın İtalyan Başkanının bir konuşması bu sahnede yapılmış. Efes ile kıyaslanamayacak kadar küçük olan sahne görülmeye değer.
Casa Romana, kalıntıların olduğu bir alanda korunmuş Roma evi. İçeride döneme ait eserler ve heykeller sergileniyor. Bina Dışarıdan kırmızı kapalı bir bina gözüküyor ve giriş ücreti 3 euro. Leof. Grigoriou V caddesi üzerinde sırayla yer alan bu iki tarihi eseri kısa sürede gezebilirsiniz. Üstelik şehir merkezinden yürüyerek.




2. Kos Bisiklet Turu

Kos merkezi ve civar köyleri bisikletle gezmek için güzel bir fırsat. Bisiklet tutkunları ile grup halinde yollarda karşılaşıyorsunuz. Ancak yakın mesafeler bile 6-7 km yi bulabiliyor, kondisyonlu olmanız lazım. Özellikle şehir içinde bisikletle gezilebilecek alanlar belirlemiştir. Şehir içi bisiklet turu yapmak eğlenceli olabilir.






3. Kefalos 

Adanın diğer ucu:) Denizin bu tarafta güzel olduğunu okuyarak, akşamüstü feribotu ile adaya inince, gece 21:00 otobüsü ile yaklaşık 45 dk yolculukla Kefalos'a ulaştık ve 2 gün burada konakladık. Kefalos dağın tepesine konumlanmış ufak bir kasaba ve hayat daha çok Kefaslos’a giden yol üzerinde konumlanmaktadır. Paradise Beach, Camel Beach ve bizim kaldığımız Agios Stefanos Beach ile Kefalos arasındaki ana yol üzerinde bir sürü otel ve restorant bulabilirsiniz. Kaldığımız otel, çok şaşalı bir dönem geçirdikten sonra atıl kalmış gibi. Otobüste ineceğiniz oteli yada bölgeyi söylerseniz sizi istediğiniz noktada bırakıyor. Mesafeler birbirine uzak ve yürümek için kumsalı ya da ana yolu kullanmanız gerekiyor. Birde adanın bu tarafı çok fazla rüzgar aldığı için rüzgar sörfü yapmak için en uygun nokta, ancak bazı günler sahilde oturmakta zorlanıyorsunuz. Agios Stefanos kumsalı karşısında yüzerek geçebileceğiniz ufak bir ada (Kastri Adası), ada da minik mavi-beyaz bir kilise bulunuyor. Herkes denizden yüzerek gidip, adayı fethediyor:) Kilisede kimse yok ve kapalı, dışında ise bir çan mevcut, çanı birkaç kere sallayarak çalın ve tınısını dinleyin. Bu tarafta deniz kayalık olduğundan deniz canlılığı fazla ve güzel, tek problem bazı günler artan rüzgar! 

Burası geceleri ıssızlaşıyor, civarda birbirinden farklı restorant ve cafe olsa da istediğiniz noktaya yürümeniz gerekiyor. Aracımız olmadığından akşam yürüyüşü yaparak, yemeğimizi yemiş olduk. Kefalosun deniz tarafı, liman (Harbour Road) olarak geçiyor ve burada da çok fazla otel mevcut. Harbour Road üzerinde yürüyüş yapabilirsiniz ve bence Kefalosun en güzel restorantları da burada yer alıyor. Konaklamak için iyi bir yer olabilir. Civardan çok uzaklaşmadan tatilinizi yapabilirsiniz. Özellikle rüzgar sörfü yapmak isteyenler için adanın bu tarafı tavsiye edilir, onun dışında merkezde kalıp, kumsallara günübirlik gitmek daha eğlenceli olur diye düşünüyorum. 

Merkezden Paradise Beach, Camel Beach, Agios Stefanos Beach ve bütün kumsallara otobüs kalkıyor. Otobüs saatlerini kontrol ederek, kumsallara ulaşabilirsiniz.


4. Mastichari - Marmari - Tigaki - Zipari - Kardamena

Adanın diğer tatil bölgeleri, Mastichari - Marmari - Tigaki - Zipari - Kardamena'ya otobüsle ulaşım mümkün ve bu bölgelerde birbirinden güzel oteller mevcut. Özellikle adanın kuzeyinde kalan Mastichari - Marmari - Tigaki - Zipari ufak kasabalar halinde güzel bölgeler olarak görünüyor. Adanın güneyinde ise Kardamena kalıyor. Kefalos tarafından Agios Stefanos ta denize girdiğimiz için kumsallar konusunda bilgi veremeyeceğim. Otobüsle dönerken, Mastichari den geçiyor ve sonrasında Tam Tam Beach, Lido Su parkı derken hem şehir merkezine yakınlığı hemde çevresindeki aktivitelerden dolayı tatil için bu tarafı tercih edilebilirsiniz.




5. Zia Köyü - Gün Batımı

Kos'un balkonu olarak düşünebileceğiniz, bütün adayı ve gün batımı keyifle izleyebileceğiniz şirin, ufak bir köy. Arabamızı Datça'da bırakıp, tatilimize sırt çantalı olarak devam edince, bütün köyleri otobüsle geziyoruz ve ne mutlu ki bu küçük adada, her yere otobüsle ulaşım mümkün. Ayrıca hepsi saatinde geliyor. Zia köyünde gün batımını izleyeceğimiz için gün batmadan gidiyoruz. Virajlı bir yolla, dağın tepesine tırmanırken, koca otobüs nasıl bu kadar sert dönebiliyor diye düşünüyorsunuz. Otobüste herkes birbiri ile sohbet ediyor. Zirveye ulaştığınızda, tepeye konumlanmış minik bir köy görüyorsunuz. Gün batımını izleyebileceğiniz restorantlar mevcut. Her birinin manzarası farklı ve güzel. Köy merkezi hediyelik eşya, zeytinyağı ve kendi yaptıkları tarçınlı şerbeti satan dükkanlarla dolu. Köy mutfağı tarçın, limon ve zeytinyağından oluşuyor gibi:) Gün batmadan bir yere oturarak gün batımını izlemeniz gerekiyor. Tepeye tırmanıp, tepedeki kiliseyi geziyoruz. Sonra Su değirmeni (Watermill) tabelasını takip ederek, rengarenk bir kafeye giriyoruz. Batmak üzere olan güneşin kırmızı ışıkları, bu rengarenk sandalyeleri ve sülemeleri olan bu şirin cafeyi huzur dolu gösteriyor. Fotoğraf çekilmeye dalıyoruz. Cafenin yanında su değirmeni kapatılmış ve bir odada duruyor, gezebiliyorsunuz. Günbatımı buradan izlemeyi tercih ettik. Gün batımına karşı ev yapımı şaraplarını ya da limonatalarını deneyebilirsiniz. Kalymnos'a karşı gün batımını izlerken, gördüğünüzün en güzeli olduğunu düşünüyorsunuz. Yüzümüze yansıyan kırmızı ışıklar altında, güneşin son enerjisini hissederken, huzur doluyorsunuz. Vee güneş batıyor, lacivert saatler başlıyor. O sırada sağınızda kalan Bodrum'a selam gönderiyorsunuz. Bodrum ışıl ışıl parlıyor.

Gün batınca kendimizi pazar yerine atıyoruz. Köyün içinde Kos Natural Park - kocaman bir orman bulunuyor. Özellikle çocukların ilgisini çekecek bu orman aynı zamanda hayvanat bahçesi gibi. Zamanınız var ise burada keyifli zaman geçirip, bir yandan yürüyüş yapabilirsiniz.



6. Kalymnos-Plati-Pserimos (Üç Ada Turu)

Kos'ta konaklayıp, daha fazla Yunan adası gezelim diye düşünüyorsanız, bu tura mutlaka katılın. Günü birlik 35 euroya bu üç adayı ziyaret edebilirsiniz. Kalymnos sünger avcılığının yapıldığı sevimli bir ada. Bir kaç gün Kos'ta kalmayı planlıyorsanız, güzel bir seçenek olabilir çünkü bu adalar Kos'un hemen yanı başında.


Kos Mutfağı

Yunan mutfağını Selanik, Kavala, Chalkidiki de tanıyan biri olarak, ilk defa bir Yunan adasındaydık. Adayı çok fazla turist ziyaret ettiği için Pizza, hamburger ve et ön planda. Aklımıza gelen geleneksel Yunan mutfağından biraz uzaklar. Adalarda mezeler kültürü olduğundan bahsetselerde benim gördüğüm sadece dolma (dolmadakia/yiaprakia), fava, tzatziki (cacık) ve peynir kızartması. (Datça'da 30 çeşit meze vitrinini gördükten sonra, meze kültürünü çok geliştirmişiz ve çokta başarılıyız.)


Pligouri - Bizim kısır benzeri ama pilavlık bulgurla yapılan, bulgur pilavı diyebiliriz.

Katmeria - Yabancı gelmemiştir:) şeker ya da balla servis edilen peynirli, bizim pişi dediğimiz (biz anneannemden pesmet diye öğrendik) onların pancake diye ingilizceye çevirdiği bir hamurişi:)

Anthous - Kabakçiçeği dolması

Saganaki - tavada pişirilen ve peynir, karides, midye ile çeşitlendirilen domatesli biberli bir tava yemeğidir.

Kızarmış Peynir - Beyaz peynir (Feta Cheese) ızgara ya da kızartma şeklinde pişiriliyor. Üzerine bal ve susam ile servis edilebiliyor ki en sevdiğim:)

Dondurma - İtalyanlardan çok iyi gelato yapmayı öğrenmişler, çeşit çeşit lezzetli dondurmaları var.

Souvlaki - Tavuk yada domuz ızgara şiş olarak düşünebilirsiniz. Tavuk şiş konusunda bizden iyiler, eti kurutmadan güzel pişiriyorlar.

Ev Yapımı Limonata - Özellikle Zia Köyünde ev yapımı limonata içmeyi unutmayın, oldukça lezzetli.

Kompologaki Restorant - Kefalos-Agios Stefanos Beach in hemen üst tarafında yer alan, kilise ve liman manzaralı sevimli bir restorant. Balık restoranı değil, souvlaki ya da et ürünü terci edebileceğiniz bir yer. Bu civarda kalıyorsanız, tercih edebilirsiniz.

Captain John - Kefalos, limanda yer alan restoranlardan biri. Aile işletmesi ve çalışanlar çok sıcakkanlı. Deniz ürünleri bulabilirsiniz, ancak çok başarılı olduklarını söyleyemem. Kefalos yemek açısından bizi hayal kırıklığına uğrattı.

Watermill - Zia köyünde tanıştığımız ev yapımı şaraplarının yanı sıra limonata ve tatlıları çok lezzetli olan, günbatımı manzaralı bir kafe. Rengarenk bahçesi ve süslemeleri ile sizi masal diyarında hissettiriyor. Yediğimiz çikolatalı pie yı unutmamız mümkün değil! Sıcacık ince bir dilim kek, üzerine dökülmüş çikolata sosu ve dondurma.. Sıradan bir kek görüntüsüne sahip olmasına rağmen acayip lezzetliydi. Yolunuz düşerse mutlaka deneyin.

Cafe Neratzia - Denize açılan mini bir meydanda, ağaçların gölgesinde oturup, soluklanabileceğiniz gizli bir alan. Sabah kahvaltısında gidip sandviç yedik ve çıtır baget ekmeği arasında, bol peynir, zeytin ile tamamen Yunan sandiviçiydi. Bizde peynir bol olmasına rağmen hiç böyle sandiviçler hazırlamıyoruz. Greek salad ın ekmek arası versiyonu:) Hem lezzetli hem sağlıklı! Baharatları çok iyi kullanıyorlar.

Ada'nın merkezinde dönerciler ve türkçe bilen restoranlar yaygın olmakla birlikte, adanın diğer ucunda Kefalos ta çokta zengin bir mutfak yok. Deniz ürünlerini bulmanız pek mümkün değil. Kos merkezde pizzacı, hamburgercilerin yanı sıra deniz ürünleri satan restoranlar bulunurken, biraz daha arkalarda, geleneksel Yunan mutfağı ile tanışabilirsiniz. Ancak adayı, Chalkidiki ile kıyaslayınca deniz ürünleri ve mutfak konusunda zayıf buldum.


Eylül, 2017

0 yorum:

bangkok,

Bir Uzakdoğu Seyahati - Bangkok Gezi Notları

12:34 yesimdusova 0 Comments


Bangkok - Kamboçya - Phuket - Phi Phi/Koh Samui/Koh Tao Adaları ile bir uzakdoğu seyahati:) Uzakdoğuya gitmek bizi biraz korkutuyordu, Avrupa gibi değildi. Giderken bütün adımlarımızı planlayıp, herşeyi ayarlamıştık. Bangkok öncesinde biraz seyahat planımızdan bahsedeceğim.

Bangkok - İstanbul Ulaşım

Bangkok uçuşumuzu Quatar airways ile gerçekleştirdik. İstanbul çıkışlı Doha aktarmalı olarak gerçekleştirdiğimiz uçuşumuzda Doha da kocaman çift katlı bir uçağa bindik. Airbus A380 ile uçmak büyük bir keyif, yolda olduğunuzu anlamıyorsunuz, motor sesini duymuyorsunuz, koltuklar geniş ve rahat. Acayip konforlu bir yolculukla Bangkok’a indik. Bizim seyahat planımızda Bangkok son sıradaydı bu sebeple buradan bir aktarma daha yaparak Kamboçya’ya seyahat ettik. Bangkok ‘Suvarnaphumi Airport (BKK)’ iniş yaptık, burası kocaman bir havalimanı ancak bir sonraki uçuşumuz Don Muang (DMK) Havalimanındandı. Havalimanının güzel bir hizmeti var, iki havalimanı arasında ücretsiz ulaşım sağlıyor. BKK Havalimanında 3.kapıdan çıkınca belediye otobüsleri ve ufak bir masada görevliler var. Biletinizin çıktısını mutlaka almalısınız. Biletinizi gösteriyorsunuz, kolunuza bir damga vuruyorlar ve belediye otobüsü  ile 50 dk sonra DMK havalimanına ulaşabiliyorsunuz. Sabah 11:30 sonrasında yarım saatte bir otobüs bulmanız mümkün. Havalimanından çıkınca acayip sıcak boğucu bir hava ile karşılaşıyorsunuz. Klimalı ortamı terketmek istemiyorsunuz:) Bizim ilk uzakdoğu seyahatimize ait uçuş planımız aşağıdaki gibidir:

UZAKDOĞU SEYAHAT PLANIMIZ

25 Haziran 2016 - İst (SAW) - Katar (DOH) / Katar (DOH) - Bangkok (BKK) (Quatar Airways)
26 Haziran          - Bangkok (DMK) - Siem Reap (2 gece konaklama) (Air Asia)
28 Haziran       - Siem Reap - Bangkok (DMK) (Air Asia)  / Bangkok (DMK) - Phuket (HKT) (Air Asia) (1 gece mola:)) (Havalimanından şehir merkezine (Phuket Town) otobüs var kişi başı 100 THB - Terminal’e gidiyor otobüs ancak google mapsten oteli çizdirip, yakınlardan geçtiğini görünce hemen indik. Adalara geçmek için gece burada dinlenmeyi seçtik.)
29 Haziran         - Phuket - Phi phi adası (Ferry) (Ferry Bileti internetten alınmalı, Pier’de biletler pahalı.) (3 gece konaklama)
1 Temmuz        - Phi phi adası - Phuket (Ferry) / Phuket (1 gece konaklama) (Patong havalimanı arası 1 saat sürüyor ve çok trafik olan bir şehir, yola erken çıkmak lazım. Taksi ile otelden havalimanına 700 THB ödedik. Minivanlar’da mevcut ancak çok fazla dolaşıyor ve sabah trafikten dolayı uçağı kaçırma riski var. Phuket town aktarma yapmak için ulaşımı daha kolay bir nokta)
2 Temmuz           - Phuket (HKT) - Koh Samui (Bangkok Airways, pervaneli küçücük bir uçakla yolculuk yaptık:)2 kişi yan yana oturulan uçakta, ufacık bir kutuda gibi hissediyorsunuz.)
2 Temmuz           - Koh Samui (Bangnak Pier) - Koh Tao (Maenam Pier) (Ferry) (Kişi başı 600 THB, 2 saat süren sıkıcı ve uzun bir yolculuk) (4 gece konaklama)
6 Temmuz           - Koh Tao - Koh Samui (Ferry) (1 gece konaklama)
7 Temmuz           - Koh Samui (USM) - Bangkok (BKK) (Bangkok Airways) (2 gece konaklama)
9 Temmuz           - Bangkok (BKK) - Katar (DOH) / Katar (DOH) - İst (SAW) (Quatar airways)

Haziran ayında yaptığımız bu seyahatte amacımız görebildiğimiz kadar çok yer gezip, Dünya’nın farklı köşesini keşfetmekti. Biz bu seyahatte sürekli adını duyduğumuz Phuket ve Bangkok’u gezdik. Adalara seyahat ederek, Phi Phi de konakladık ve buradan Maya Bay, Monkey Beach’i gezdik. Koh Samui de safari turuna çıkarak, milli parkı gezdik. Filleri ve maymunların şovunu izleyip, hindistan cevizi toplayan yerel bir aileyi ziyaret ederek, hindistan cevizi suyu ve meyvesini tattık, Mother and Father kayalarını ziyaret ettik. Koh Tao ya gidip burada dalış yaptık ve dinlenerek kendimizi ödüllendirdik. İlk etaptada bukadar yol geldik diyerek, Kamboçya’da dünya tarihine tanık olduk. En son Bangkok gibi büyük ve karmaşık bir şehirde dolaşarak, çok farklı bir kültüre tanıklık ettik. Dil, din ve yaşanılan koşullar değişince insanların davranışları ve anlayışları nasıl değişiyor bunu gözlemledik. Phuket’te birsürü otel var ve buradan bütün adalara turlar düzenleniyor, safari turları, hayvanat bahçesi ziyaretleri yapmanız mümkün. Biz Phukette kalmak yerine hep ufak adaları tercih ettik. Koh Samui’de nispeten daha büyük bir ada ve safari turu ile bir günde adayı gezebiliyorsunuz, çok güzel sahilleri var. Koh Tao ise tamamen dalış için organize olmuş ufacık bir ada, yakınında ölü resifleri bulunduran Koh Naang Yuan adasında snorkelle balıkları seyre dalabilirsiniz. Koh Samui’den daha kısa bir yolculukla, Koh Phangan’ı da ziyaret edebilirsiniz, çok fazla yolcu bu adada indi. Neyi nerede nasıl yapacağınız size kalmış. Uzakdoğu seyahatinde ilk yola çıkmak ve plan yapmak biraz zor ama birsürü blogtan bilgi alarak, seyahatinizi planlayabilirsiniz. Her bir ada birbirinden güzel, birine gitseniz aklınız diğerinde kalıyor. Biz Koh Tao’yu çok sevdik, Koh Samui’de çok güzel anılar biriktirdik. Uzakdoğuda bol aktiviteli, yüzmeli güzel bir tatil hayal ediyorsanız hemen planlayın:) Kamboçya’yı bu plana eklemeyi ve tarih sayfalarından silinmeden burdaki tapınakları ziyaret etmeyi ertelemeyin. Genel tatil planımız böyleydi, arada uçak saatlerine uygun olsun diye bazı şehirlerde bir gecelik konakladık ve ertesi günki seyahat saatimize bağlı olarak o noktaya yakın konaklamalar tercih ettik.

Muson Yağmurlarında Uzakdoğu'ya Gidilir Mi?

Mayıs-Haziran itibari ile muson yağmurları başlamış oluyor ve hava daha nemli ve ne zaman yağmur yağacağı belli olmuyor. Ancak bu hiçbirşeye engel değil! Yağmur bazı bölgelerde durmaksızın 2-3 saat yağdığı oldu, yağmur sonrası ise hava çok çabuk kuruyor. Islanmak keyifli ve hava öyle sıcakki yağmur durduktan sonra hemen kuruyorsunuz. Terlikle seyahat ederek, yanınıza yağmurluk alablirsiniz. En güzelsezon Aralık-Şubat arası olsada Thailand Dünya'nın heryerinden turist alan bir yer ve sezonda eminim çok kalabalık olacaktır. Her mevsim ayrı  güzel ve tadını çıkarın!

Thailand Seyahati Pahalı Mı? Ne Kadar Para Ayırmalıyız?

Thailand seyahat planının en pahalı kısmı Türkiye'den uçak bileti. Bu sene Ukraynaya gidince Ukrayna ve Rusya aktarmalı Bangkok uçuşları gördüm. İndirimleri takip ederek İstanbul-Bangkok Qatar Airways ten iki kişi 2600 TL ye gidiş-dönüş bilet bulduk. Uzakdoğu seyahatimiz çok noktalıydı ve yerel havayolları ile Kamboçya, Phuket, KohSamui ye bilet aldık ve toplam iki kişi bilet fiyatı 4800 TL ye geldi.  Konaklama çok kişisel bir tercih olmakla beraber ortalama otellerde kaldığımızı düşünürsek 2 kişilik konaklama toplam 1600 TL tuttu. Yanınıza alacağınız parayı mutlaka dolar yaptırın.  600 TL Kamboçya vize ve gezi rehberine ödeme yaptık. Gerisi ne kadar harcayacağınıza bağlı. Harcamalarınıza bağlı olarak 15 günlük bol seyahatli bir uzakdoğu yolculuğu 10-12 000 TL yi bulacaktır. Dediğim gibi uçak bileti çok önemli bir parametre burada! Uygun bilet bulunca gerisini ayarlayabilirsiniz.


Seyahat ile ilgili gezi notları:
Kamboçya Gezi yazısı için tıklayınız.
Bangkok Gezi yazısı için devam ediniz:)
Koh Samui - Kah Tao Gezi yazısı için tıklayınız.
Phi Phi - Maya Bay - Monkey Beach Gezi yazısı için tıklayınız.

BANGKOK GEZİ NOTLARIM

Bangkok’a seyahatimizin sonunda uğradığımız için şehirdeki her iki (BKK ve DMK) havalimana da iniş yaptık. BKK büyük bir havalimanı iken, DMK daha küçük ve yerel uçuşların gerçekleştrildiği havalimanıdır. BKK dan şehir merkezine tren ile gelmeniz mümkün. Her iki havalimanı arası 50dk ve uçak biletinizi gösterip aktarma yaptığınızda ücretsiz servisleri mevcut. Tayland, krallık ile yönetilen bir ülke ve kraliyet ailesi çok sevilip, sayılıyor. Şehirde birçok Budist tapınağı bulunmakla beraber halkın büyük çoğunluğu Budist. Bu ülkede Budizmin insanlar üzerindeki etkisini görmeniz mümkün, herkes saygılı ve itatkar. Bangkokta bunu daha az hissetmekle beraber ada gibi küçük yerlerde bu hizmerkarlığı daha çok hissediyorsunuz. Krallar gibi ağırlanıyorsunuz birçok yerde. Ülkede masaj ve seks turizminin merkezi. Bangkok ta ingilizce konuşan birilerine rastlamanız biraz zor, anlaşmakta zaman zaman zorlanabilirsiniz. Haziran itibari ile yağmurlu dönem başlıyor ve sonrasında kış geliyor. Bu mevsimde sık sık yağmur yağabiliyor, yağıp geçtiği sürece gezebiliyorsunuz. Hava, sıcak ve bazen nemden dolayı buanltıcı olabiliyor. Aralık-Mart arası ise sıcak ve yüksek sezon. Para birimi Tahi Baht (THB) olup, 100 THB=  TL idi (Haziran 2016).

En büyük dolandırıcıların ülkemizde olduğunu ve sürekli turistlerin kandırıldığını düşünürdüm. Bangkok bu konuda çok ileri bir aşamada, şehri gezen turist görmesinler sizi hemen avlıyorlar. Cebinizden paranızı çalarak değil, anlamadığınız bir şekilde sizi paketleyip bir yerlere gönderiyorlar ve siz gidince ne olduğunu anlıyorsunuz.

Yolda elimizde harita ile tapınakları arıyorduk. Yanımızdan geçen bir adam bize yardımcı olmak istediğini söyledi. Bundan daha normal ne olabilirdi ki. Bize yolu tarif etti, sonrasında da ekledi. Bugün işte özel bir gün, şu saatler arasında zaten gitmek istediğiniz yer kapalı, size tavsiyem bu aralıkta şurayı gezmeniz, tuk tuk ile orası 10 TBH tutuyor, hemen gidebilirsiniz diyip, bizi anında paketledi ve şehir içinde kurulan yüzen marketlerin olduğu bir yere yönlendirdi. Buranın başka yerlere göre daha özel olduğunu, gerçek halkın buradan alışveriş yaptığını, diğerlerinin sadece turistlere para tuzağı olduğunu söyledi.  Bundan önce bize öğretmen olduğunu ve Tayca birkaç kelime öğreterek, güvenimizi kazandı. Biz kendimizi Gondol da bulduk. Şehir içinde böyle bir tur düşünüyorduk ancak böyle bir oyuna geldiğimizi sonrasında anladık. Çünkü halkın alış veriş yapacağı bir pazaryeri yoktu! Ertesi gün tapınaklar bölgesinde gezerken yine aynı şey başımıza geldi. Kimseye güvenmeyin. Dediklerine kulak asmayın ve yolunuza devam edin. Başka turistleri de aynı şeyi söylerken duyduk.


Bangkok şehir turuna başladığımız ilk an böyle bir dolandırıcılıkla karşılaşınca, şehirden ürktüm. Büyük bir şehir, bir yanda gökdelenler varken, bir yanda şehrin içinde ufacık tezgahlar, geçmeye yer bulamadığınız Pazar alanları, sokak pazarları bulunuyor. Şehrin içinde kumaşçılar, elektronikçiler herkes ayrı bir yerde toplanmış durumda. Alış-veriş yapacaksanız, önceden araştırıp yerleri belirlemeniz lazım. Tuktuk ve taksi şoförleri ile anlaşmak kolay değil. Birçoğu yerlerin İngilizce isimlerini bilmiyor. Sizde Tayca isimlerini.. Tuk tuk ucuz diye düşünüp, sık sık kullanmaya çalışmayın, taksimetre çok ucuz yazıyor. Mutlaka taksimetre açtırın. Bazı taksiciler bu yüzden sizden nefret edebilir. Şehirde trafik yoğun, uzun saatler trafiğe maruz kalabilirsiniz. 

Kamboçya’da ki yüzyıllık tapınaklardan sonra, Bangkok'ta tapınakları gezmek bizi çok büyülemedi. En ünlü tapınaklarını gezerek, bütün Buda heykellerini ziyaret ettik. Budist halk çok saygılı. İlk Asya seyahatimizde, dinlerin insanlar üzerindeki etkisi bizi çok etkiledi. Din aslında hayata bakışımızı, yaptığımız işe saygımızı ve yaşama biçimimizi değiştiriyor. Ülkede farklı bir dinginlik hakim. Özellikle tapınaklar bölgesinde çok fazla turist var. Bir süre sonra kendinizin de turist olduğunu unutup, bu durumdan sıkılıyorsunuz. 

Bangkok ta en çok keyif aldığımız şey, masaj yaptırmak oldu. Chitosan caddesinde keşfettiğimiz ‘Massage in Garden’ (Soi Ram Buttri sokağının sonunda yer alıyor, sokak masajlarından çok daha temiz ve güzel bir mekan) masaj salonu, akşam yemeğinden sonra yorgunluğumuzu atmak için mükemmel bir yerdi. Bahçesi, huzuru, masajın verdiği rahatlama.. Sonrasında şehrin en kalabalık bu caddesinde, kendinizi eğlenceye verebilirsiniz. Şehrin en canlı ve kalabalık sokakları Khaosan Cad. ve Chitosan Cad. Restorantlar, cafeler, barlar hepsi bu bölgede. Gecenin ilerleyen saatlerinde müzik, dans, eğlence sokağa sıçrıyor. Durumu fazla abartanlar da olmuyor değil. Ben böyle takılmayı sevmiyorum derseniz, ara sokaklarda daha sakin, kokteyl içebileceğiniz yerler bulabiliyorsunuz. Biz masalarını sokağa atan, ismi bile olmayan hippi bir kokteylci bulduk. Müzikleri, salaşlığı ile uzun saatler orada takılıp farklı kokteyller deneyebilirsiniz. Garsonlar da bir süre sonra sizinle arkadaşlık kuruyor. Hatta birbirini tanımayan iki grubu birleştirip, arkadaşlık kurduklarını bile gördük.

Bangkokta geze pazarları da güzel, ucuza bulabileceğiniz bir sürü ürün var. Tabi ki hiçbiri gerçek değil, tercih size kalmış. Bangkok gece gezmek için harika bir şehir, gündüz tapınakları gezip, geceleri kendinizi sokağa atabilirsiniz.


BANGKOK TAPINAKLARI 


Grand Palace&Wat Phra Kaew (Zümrüt Buda):
Kocaman bir bahçenin içerisinde bulunan Grand Palace&Wat Phra Kaew (Zümrüt Buda)  8:30-17:00 saatleri arasında açık olup, 15:30 sonrasında bilet satışı yapılmamaktadır. Giriş ücreti 500 Baht olup, ciddi bir kıyafet kısıtlaması bulunmaktadır. Aslında Bangkokta gezerken, ayağınıza ince uzun bir pantalon giyip, yanınıza şal aldınız mı heryere girebilirsiniz. Şalınızı üstünüze sararak, kendinizi modifiye edebilirsiniz. 
Grand Palace girişinde acayip bir turist kalabalığı vardı biz içeriyi görmekten vazgeçip, geri döndük. Heryerde Çinli turistler gruplar halinde geziyorlar. Etrafında alış-veriş yapacağınız mağazalar ve posta ofisi bulunmaktadır. 


Wat Pho (Yatan Buda) (Reclining Buddha):
Dünya mirası listesinde yer alıyor. Büyük saraya yürüme mesafesinde ama içeriyi gezdik yorulduk derseniz, tuk tuk ile de gidebilirsiniz:) 8:30-18:30 saatlerinde açık, giriş 100 baht, kıyafetiniz mutlaka uygun olmalı. Kocaman yatan bir buda görüyorsunuz. Kocaman ayaklarıyla:) 15 m yüksekliğinde ve 43 m uzunluğundaki bu Buda eli ensesinde boylu boyunca uzanmış bir şekilde. Yatan Buda'nın bulunduğu odada 108 adet metal kase sıralanmaktadır, bunlar 108 hayırlı durumu simgelemektedir. Her bir kaseye bozuk para atarak şans getirieceğini düşünüyorlar.
Wat Pho’nun bahçesinde geleneksel bir Tai masaj okulu bulunmaktadır. Burdaki masajların çok daha farklı ve eğitimli kişiler tarafından (yetiştirilen öğrenciler) yapıldığı söylenmektedir. Burada masaj yaptırmak aklınızda olabilir. Biz akşamları keşfettiğimiz masaj salonunu tercih ettik.

Wat Arun (Temple of Dawn) (Nehrin diğer tarafında):
Tha Tien Pier No:8 Pier (Liman) dan boatlarla nehrin (Chao Phraya River) karşısına geçmeniz gerekiyor. Kendi bahçesinde kocaman bir yerleşke, biz gittiğimizde restorasyon vardı, şekli ve simetrisi ile ilgi çekici bir mimari. Hemen yanında kapalı karşı gibi bir pazar alanı bulunuyor. Tapınağa girmeden, hemen yanında bir büfe var, burada soluklanabilirsiniz:) Giriş için 50 Baht ödüyorsunuz. 70 m yüksekliğindeki bu yapıya merdivenler ile çıkış var ve şehri burdan izleyebilirsiniz. Biz tadilat sebebiyle, belli bir noktaya kadar çıkabildik. 
Sukhothai Traimit (Golden Buddha):
Çin mahallesinde yer alan bu tapınakta 5.5 ton ağırlığında, 28.5 milyon pound değerinde saf altında yapılma bir Buda heykeli bulunmaktadır. 700 yıldan beri Tayland’ın ve Budizm in önemli eserlerinden biridir. Düşmanlardan korumak amacıyla dışı alçıyla kaplanan Buda heykeli, bulunduğu Choti-naram tapınağı terk edilince (1931), özel izinlerle 1955 yılında şuan bulunduğu tapınağa taşınırken, taşıma sırasında, alçının bir kısmının çatlaması ile saf altın olduğu anlaşılıyor. Traimit’te yer alan, Altın Buda ondan dilekte bulunan insanların isteklerini yerine getirerek, şans getirdiğine inanılıyor.

China Town:
Altın Buda’nın da yer aldığı Çin mahallesi, restorantları, sokak satıcıları, mağaza ve marketleri ile şehirin içinde farklı bir şehir gibi. Sokakta satılan böcek kızartmaları ve farklı yiyecekleri tadabilirsiniz:) Bazen bakmak bile oldukça zor:) Çin mahallesinin devamında da toptancılar mevcut, buralarda da gezinebilirsiniz. Çin mahallesinin kendine has bir ruhu var. Şehirde gezilecek noktalar arasında.

Bangkok büyük bir şehir. Alış-veriş merkezleri, Budist tapınakları, masaj salonları ve gece hayatı ile turistlerin gözde mekanlarından. Şehirde yapılacak çok şey var. Bizim için unutulmaz anılardan biri uğradığımız kitapçı, sokak satıcıları, karşılaştığımız harika masaj salonu ve gece sokak arasında takıldığımız hippi koktelyci:) Gündüz bunaltıcı sıcağı, anlaşılması zor taksicileri ve karmaşık şehir yapısını sevmedim. Şehir gece, gündüzünden çok daha keyifliydi. 


Bizim yapmayıp, sizin listenize eklemek isteyecekleriniz:

Yüzen Marketler- Floating Market:
Haftasonları kurulan, şehre yaklaşık 1-2 saat mesafede yer alan Floating Market  (yüzen marketler) (Taling Chan, Damnoen Saduak vb.) lardan herhangi birini gezemedik. Şehrin farklı yerlerinde kurulan, yüzen marketler mevcut. Buralara turlar düzenliyorlar. Fiyatları yaklaşık kişi başı 3000 THB civarında. Görmek istiyorsanız, planınıza dahil edip, araştırıp gitmenizi tavsiye ederim.

Ayyuthaya:
Ayutthaya, Bangkok’un eski yerleşim yeri. Şehir merkezinden otobüsle 1 saat yolculuk yaparak ulaşabilirsiniz. Burada eski tapınakları ziyaret etme şansınız var, biz çok yorgun olduğumuz ve yolculuğu göze alamadığımız için bu planı erteledik. Aklımız kalmadı değil!


Bangkok Mutfağı

Bangkok sokak lezzetleri ile ünlü bir şehir. Bizim için sokaktaki ürünleri tüketmek kolay değil tabiki:) Özellikle tavuk ve deniz ürünü kızartmasını heryerde bulabilirsiniz. Sokakta küçük tezgahlarda kızartıyorlar.

Ne yeriz oralarda diyorsanız, her yemekle pilav mutlaka geliyor:) Çok yemek seçen biri değilseniz, Thailand yemeklerini seveceksiniz. Sadece deniz ürünü ile kısıtlı değil, tavuk ve ette bulabiliyorsunuz. Yemekler genelde kaju, soya filizi ve yumurta kullanılarak pişiriliyor. Zaman zaman tatlı acı sos dengesi bozularak, fazla acı olabiliyor. Ya da bazı yemeklerin içindeki aromalar rahatsız edebiliyor. Ancak aç kalmazsınız, hatta büyük keyifle yiyebileceğiniz yemekler keşfedeceğinize eminim.

Pad Thai - Thailand ta farklı noodle lardan yapılmış, farklı pad thailer deneyebilirsiniz. Rice noodle, glass noodle en yaygın olanları ve soya filizi, yumurta, yer fıstığı, tatlı-acı sos ile beraber servis ediliyor. Protein olarak et, tavuk ve deniz ürününden birini tercih edebilirsiniz. En sevdiğim yemeklerden biri.
Spring Roll - karides, soya filizi, kabak, havuç ince bir yufka yada pirinç yufkası ile sarılarak servis ediliyor. Bazı yerde oldukça lezzetli ve çıtır olabilirken, bazen acı tadı çok baskın olabiliyor.
Tom Yam Çorbası - Farklı yerlerde tadıp, denemek lazım belki ama içine koydukları bir ot var ki, ben kesinlikle yiyemedim. Birde şu bitkinin adını öğrenebilseydim, ne mutlu olucaktım:)

Kızarmış karides denemenizi tavsiye ederim. Bizim yediğimiz kocaman karidesler çıtır çıtır kızartılmıştı ve yemeğe doyamadık.


http://www.namuangsafarisamui.com/Eco-Tour-page.html  koh samui tour:)

0 yorum:

Ekmek,

Panini Sandeviç Ekmeği Yapımı ve Mozarella-Fesleğen soslu Sandeviç / Panini Bread and Sandwich with mozarella and pesto

02:09 yesimdusova 1 Comments



Pikniğe giderken, ya da çocuklarınızın yanına sandiviç yapmak için panini ekmeği güzel bir tercih. Yumuşacık dokusu ve pofuduk yapısı ile bizim evin vazgeçilmezlerinden. Bir ara her haftasonu yapıyorduk, tam buğday ile de denedim kendisini ama beyaz ekmek kadar pofuduk olmuyor. Eşim sabahları kendine sandiviç yapmayı seviyor, bende arada ekşi mayalı ekmeğimizin yanına farklı ekmekler yapıyoruz. Bu sefer canım mozarella peynirli, fesleğenli sandiviç istedi. Ekmek hazırlıklarına işten gelince hemen başladım. Hamuru yoğurup, biz yemek yiyip tv izlerken, kabarmaya bıraktık. Süre kısıtlı olunca ticari maya ile yoğurdum.

Panini Ekmeği/Panini Bread

3su bardağı + 3%4 su bardağı un (440 g)
1/4 su bardağı zeytinyağı (60ml)
21 g yaş maya yada 7 g instant kuru maya 
1 tatlı kaşığı bal
1 çay kaşığı tuz
1 + 1 /2 su bardağı ılık su (265 ml)
1 tatlı kaşığı sirke

Ilık su içerisinde mayayı çözündürüyoruz, balı da ekleyip aynı suda çözündürüyoruz. Kuru malzemeleri bir kenarda karıştırıyoruz. Kuru maya kullanıyorsunuz, un ile karıştırabilirsiniz. Unun ortasını açıp, ılık su karışımını ilave ediyoruz. Hamuru yoğurup, dinlenmesi için yarım saat kenara bırakıyoruz. Hamurun üzerine streç film ile kapatarak üstünün kurumasını engelliyorum ya da nemli bir bezlede kapabilirsiniz. Hamur 2 katına çıkınca tezgaha alarak hamuru kare/dikdörtgen şeklinde elinizle açtırabilirsiniz. Dikdörtgen ya da kare yapmak istiyorsunuz, ekmeğin boyutlarını ona göre kesebilirsiniz. Yuvarlak yapmak için bir parça hamuru alarak ortaya dogru katalayınız ve avucunuzun içi ile hamurun üstünü kapatarak tezgahta parmak uçlarınız hafif dokunarak hamuru yuvarlayabilirsiniz. Ben genelde farklı boyutlarda dikdörtgenler hazırlıyorum. Hamuru bıçak yardımı ile kesiniz. Yağlı kağıt yerleştirdiğiniz tepsiye aralıklı olaran hamur parçalarını diziniz. Üzerlerine nemli bir bez kapatarak, yarım saat bekletiniz. Hamurlar iki katına çıkacaktır.


Fırını 175  C ye ısıtınız ve fırına atmadan hamurların üzerine elek ileun serpiştiriniz. Hamurları fırına atınız ve 10-12 dk içerisinde pişeceklerdir. Ekmeklerin üzerleri kızarmadan almanız lazım. Tercih sizin tabiki;)

Afiyet olsun..

Sandiviç için;

Mozarella peyniri, 
pesto sos,
zeytinyağı,
Kurutulmuş domates (tat-gurme)
Domates, marul

Ekmekler soğuyunca ikiye kesiniz. Ekmeğin kapağına pesto sos sürünüz. Alt tabanına biraz zeytinyağı gezidiriniz. Önce marul yapraklarını, üzerine dilimlediğiniz kurutulmuş domatesleri yerleştiriniz. Üzerine dilimlenmiş mozarella dilimleri ve domatesleri ekleyiniz. Tercihe bağlı olarak ama bence hafif ısınınca güzel oluyor, tost makinesinde çok az ısınana kadar bekletiniz. Ekmeği tam basmadan peynir tamamen erimeden alınız. Yanına da taze demlenmiş kahve..

Afiyet olsun..

1 yorum:

chocolatebananabread,

Muzlu Çikolatalı Kek - Chocolate Banana Bread

12:24 yesimdusova 0 Comments


Bütün haftasonu şehir dışında şirket iç iletişim toplantısındaydım. Hem çok eğlenip hem de keyifli zaman geçirdik. 2 gün boyunca tıka basa yedikten sonra eve gelirken gözümde çikolatalı bir kek uçuşuyordu.. Eve geldiğimde yemek yapıcak halim yoktu ama son enerjimi keke harcayabilirdim. Hemen kollarımı sıvadım ve muzlu-çikolatalı bir kek yaptım. Tam hayalimdeki gibiydi, içi ıslak ve hafif bir muz tadı ve kokusunu hissediyorsunuz. Ağza gelen çikolata parçacıkları ile dayanılmaz. Hatta şuan son dilimi elimde:) Tarif sitesinden alıntıdır. Gece gece yapılıp, yarısı tüketilen bu keke ait fotoğraflar da tabi biraz aceleye geldi. Tavsiyem hemen mutfağa gidip, keki denemeniz:)

Tarifte amerikan cup ölçüleri kullanılmıştır.





Muzlu Çikolatalı Kek

140 g un (1 cup)
35 g kakao (1/2 cup)
150 g esmer şeker (3/4 cup)
60 ml eritilmiş tereyağ (biraz soğutulmuş)
60 ml sıvı yağ
1 tatlı kaşığı karbonat
1 yumurta
1 çimdik tuz
2-3 tane olgunlaşmış muz (ben 2 adet büyük muz kullandım.)
3/4 cup çikolata parçacığı + üzeri için 

Kek kalıbı olarak uzun 28*8 cm bir kalıp kullandım. Daha dar bir kalıp kullanılabilir.
Kakao, un, tuz, karbonat bir kap içerisinde karıştırılır. Bütün malzemeler elenerek, karıştırılır.
Başka bir kap içerisinde muzlar ezilir. Şeker ve yağ eklenerek çırpılır. Yumurta eklenir hepsi karışana kadar çırpılır. 
En son un karışımı eklenerek, spatula ile ya da mikserin düşük devrinde karıştırılır. En son çikolata parçacıkları eklenerek, karıştırılır ve pişirmeye hazır.
Ben uzun kek kalıbı kullandım, kalınlıkları biraz ince oldu. Daha dar bir kalıp kullanabilirsiniz. Daha yüksek bir kek elde edersiniz. Kalıbı hafif yağlayarak ya da pişirme kağıdı ile kullanabilirsiniz. Hamuru kalıba koyduktan sonra üzerine de istediğiniz kadar çikolata parçacığı serpiştirebilirsiniz. 
Önceden ısıtılmış 175 C fırında 30 dk pişiriniz. Fırın ayarları fırına göre değişmektedir. Fırınınızın ısısına bağlı olarak pişirme süresi biraz değişebilir 30 dk sonunda kürdan ya da bıçak ile test yapabilirsiniz. Çikolatalardan biraz iz kalabilir, bunu kek pişmemiş olarak değerlendirmeyiniz. 

Afiyet olsun..
 

0 yorum:

Ekmek,

%100 Ekşi Mayalı Ekmek Nasıl Hazırlanır? Tam Buğday Ekmeği

02:09 yesimdusova 1 Comments


Ekmek yapmak.. Son yılların en tartışmalı konularından biri. Atalık buğdayların kaybolduğu ve yediğimiz ekmeğin besin değerini kaybettiği sık sık konuşuluyor. Özellikle beyaz ekmek, beyaz un ve meşhur üç beyaz ile beraber hayatumızdan çıkarılacaklar listesinde. Beyaz unun içerdiği yüksek glüten sebebiyle beraberinde getirdiği başka sorunlar ve rahatsızlarda cabası. Biz ekmek yemeğe alışmış bir toplumuz. Ekmek yemeden doymayız. Aile büyüklerinin bir oturuşta bir ekmek yediğine şahit olanlar vardır. Biz annem, babam ve dedemler oldu mu, annem kişi başı ekmek alıyor:) Ekmek yemiyeceksek ne yiyeceğiz. Bu konu hakkında okumaya başladıkça, içerisinden çıkmakta zorlaşıyor. Ekmeksiz bir hayat düşünemeyen kendim için çözüm arayışlarım başladı.


İlk ekmeğimi 'alishiro' dan söyledim. Sonra İstanbul'da ekmek yapan 240 Derece ve tazemutfak tan ekmek siparişlerine başladım. Sonra bunu sürekli hale getirmek için kolları sıvayıp, kendi mayamı yaptım. Mayam şuan 1 yaşında ve son 3-4 aydır kendi ekmeğimi yapıyorum. Her haftasonu 1 ya da 2 ekmek. Nasıl mı vakit buluyorum. Bulamıyorum, hayatın akışı devam ederken, araya sıkıştırıyorum. Ekmek yapmak düşünülenin aksine basit bir iş! Ciddi bir emek gerektirse de ekmek yapmak keyifli bir iş. Ekmek yapmayı planlayıp, bütün gün başında beklemenize gerek yok,  soğuk fermentasyon diye birşey var, ekmeğinize daha güzel bir doku kazandırarak, yavaş mayalanmasını sağlıyor. Siz evde yokken bile ekmeğiniz mayalanıyor. Günlük planıma göre, ekmeğimi ya akşamdan yoğuruyorum ya da sabah kahvaltı ile beraber. Bazen onun için erken kalktığım zamanlar olmuyor değil ama inanın değiyor. Ekmeğimi sürekli çantamda taşıyorum, benim için atıştırmalık gibi. Çok acıkınca yoğurt ya da ayran ile yiyorum. Sadece kuru ekmek yemeğe bayılıyorum. Bu kadar övdüğüm ekmeği nasıl hazırlıyorum?

Ekmeği hazırlarken dikkat etmeniz gereken bazı noktaları ve mayalama süreleri var. Bunlara sadık kaldığınız sürece her zaman harika ekmekler pişirebilirsiniz.



NOT: Sıfırdan ekşi maya nasıl hazırlanır merak ediyorsanız tıklayınız..

1. Ekşi Mayanın Beslenmesi: Dolapta bekleyen ve 4-6 günde bir beslediğiniz mayayı uyandırmalı ve aktif hale getirmelisiniz. Ana ekşi mayanızı, aktif-genç mayaya dönüştürme zamanı. Dolapta acıkan mayayı dışarı çıkararak oda sıcaklığında beslemelisiniz. Mayayı dolaptan çıkartarak, un ve su ile besleyiniz. Bu işlem için öncelikle mayamı tartıyorum, kendi hacminin 4 katı miktarda besleme yapıyorum. Yaklaşık 50g mayam var ise 150g su ve 150 g un ilave ederek, un karışım içerisinde tamamen karışana kadar tahta bir kaşıkla karıştırıyoruz. (Ekmek yaparken ya 2 seferde besleme yapıyorum, ya da 4 katını biraz geçiyorum) Karışım içerisinde topak olmayıp, bütün un karışınca, mayayı bir kavanoza alabilirsiniz. Fotoğrafta benim yaptığım gibi lastik ile beslediğiniz maya seviyenizi işaretleyerek ne kadar çoğaldığını ölçebilirsiniz. Mayanızı temiz bir kavanoza koyarak, miktarını lastik, bez ya da kalem ile işaretleyeniz, ağzını bir bez ile kapatarak kullanılmayan mikrodalga ya da kapalı konumdaki fırınınızın içerisine yerleştiriniz. Amaç mayalanma için gerekli sıcaklığı sağlayabilmek. Mayanız dolaptan çıktıktan 4-5 saat içerisinde kullanıma hazır hale gelecektir. Kullanacağınız maya oranına bağlı olarak, mayanızı besleyiniz. 300 g ekşi maya kullanıp, 30-50 g mayayı bir sonraki sefere ayırmak için 50 g mayayı 150 g su+150 g un ile beslemek yeterli olacaktır. Mayanız işaretlediğiniz yerden itibaren 2 katı hacmine ulaştıysa, mayanız hazırdır. Kavanozun dışından içeride oluşan kabarcıkları gözlemleyebilirsiniz.

2. Otoliz (Autolyze )-  Un, su ve maya ile hazırlanan karışımın fermentasyonu: Kullanıma hazır hale gelen genç mayanızı tartı yardımı ile tartarak, hamuru hazırlayacağınız kaba dökünüz. Gerekli olan su miktarını ekleyerek, mayanızı su ile beraber açınız. Yani tahta bir kaşık ya da spatül yardımıyla, mayanın su içerisinde karışmasını sağlayınız. Üzerine unu ilave ederek, karışım birbiri içerisine geçene kadar karıştırınız. Hazırladığınız karışımın ağzını kapatarak 25-40 dk bekletiniz. Genellikle plastik ağzı kapaklı derin bir kap içerisinde hamuru hazırlıyorum. Böylece ağzını kapatması kolay oluyor. Ya da streç film kullanabilirsiniz.

3. Bulk Fermentasyon-Tuzun Eklenmesi: Ekmek hazırlanırken, esas karışım içerisine tuz her zaman en son eklenir. Ekmeğin dokusunu bozmamak için un, su ve maya birbirine iyice karıştıktan sonra tuz ilavesi yapılır. Tarifte belirtilen suyun bir kısmını başta ayrırarak, su içerisinde belirtilen miktardaki tuzu çözündürerek, hamura ilave ediniz(Tarifte 250 ml su yazıyorsa başta 230ml sini başta ilave edip, 20 ml içerisinde tuzu çözündürüp, otoliz aşamasında ilave ediyorum). Bu aşamada suyun hamur içerisine karışması için öncelikle hamuru iyice yoğurunuz. Hamuru bir ucundan diğer ucuna katlamalar yaparak 4-5 katlama yapınız.


Katlama işlemi: Ekşi mayalı hamur hazırlanırken, hamur diğer ekmek hazırlama aşamalarındaki gibi french turn ya da yoğurma ile hazırlanmaz. Özellikle sert dokulu tam bığday/çavdar hamuru hazırlanırken, hamura doku ve hacim kazandırmak için hamura katlamalar yapılır. Bunun için hamur bir tarafından uzatılarak, diğer tarafın altına doğru katlanır. Bu işlem hamurun etrafındaki her bir köşe için yapılır. (yukarıdaki videodan izleyebilirsiniz.)

Tuz eklemesi yapıldıktan sonra, hamur oda sıcaklığında 2-3 saat bekletilerek bu sırada yarım saatte bir ya da saat başı katlama yapabilirsiniz. Ya da bu aşamada hamurunuzu dolaba koyarak burda da katlama işlemine devam edebilirsiniz. Dolaptan çıkartıp katlama yapıp, hamuru tekrar dolaba koyabilirsiniz. Ben bu aşamayı genelde oda sıcaklığında tamamlıyorum.

4. Bench Rest - Tezgahta yoğurma ve bekletme / Şekillendirme: Hamur tezgaha alındığında, olabildiğince az un kullanılmalıdır. Yoksa yoğurma işlemi zorlaşarak, un/su (hidrasyon) dengesi bozulabilir. Hamurun yüzey gerilimi kullanılarak, hamur ekmek spatulası ile hamura hacim kazandırılır. Hamur tezgaha alınınca, hacim kazanacak şekilde kenarlardan ortaya katlanarak, hamur içerisine hava sıkıştırılır. Bu şekilde tezgahta 15-20 dk dinlendikten sonra hamura şekil vermeye geçiyoruz. Hamurun hafif havası alınarak, tezgahta eller yardımıyla hamur dikdörtgen olacak şekilde uzatılır ve hamur ortaya dogru katlama yapılarak yine içerisine hava hapsedilir. Hamuru yuvarlak ya da uzun form verecekseniz buna göre katlama yapmalısınız. Hamuru bağladığınız kısmı ters çevirip, tezgaha bakacak şekilde çeviriniz. Ekmek spatulası ile hamurun etrafından tezhagtan kazıttırarak, hamura gerilim kazandırınız. Ekmek spatulasını tezgaha 45 derecelik açı ile tutarak, ekmeği tezgahta gezidirerek, dışı pürüzsüz bir form almasını sağlayınız. Bu hareket ekmeğin içerisinde hava tutmasını sağlayarak, ekmeğin formunu oluşturacaktır. Dışı pürüzsüz bir form, elinizin üzerine yapışmayacak bir hal aldıktan sonra ekmeğinizi dinlenmesi için kalıba alabilirsiniz.(aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz, bu işlemi ilk etapta düzgün yapamayabilirsiniz ama pes etmek yok:))

5. Ekmeğin son formunu alması / Kabarma işlemi: Ekmeğiniz eğer sert bir formda yani un/su oranı düşük ise daha az yapışkan ve kolay şekillendirilebilir olucaktır. Eğer içerisinde tam buğday/siyez unu gibi gluten oranı düşük unları içeren bir ekmek pişireceğiniz zaman pişirme kabın içerisinde kabarması için bekletmelisiniz. Tam buğday unu ile ekmek yaparken, un/su oranı düşük olduğunda başka kapta kabartıp, sonra kalıba alıyorum. Su oranı arttıkça hamur hemen yayıldığı için, dinlendiği kaptan pişirme kabına aktarırken hamur akışkan formda olduğu için kontrol etmeniz zorlaşmakta ve şekli bozulmaktadır.

Başka bir kapta dinlendirecekseniz, bu kabın içerisine dokumalı bir bez ya da sepet kullanarak ekmeğin üzerinde desen oluşturabilirsiniz. Ekmeği kalıba almadan önce bezi kap içine yerleştirerek, havadan un serpip (beyaz un) kalıbı iyice unlayınız. Unun homojen dağılması önemlidir. Topaklanmasını istemezsiniz. Sepet kullanacaksınız sepeti de güzelce unlamayı unutmayınız. Hamurun üst yüzü kalıba değecek şekilde kalıba koyunuz. Hamurun bağlama yaptığınız alt yüzeyi yukarıda kalmalıdır. Pişirirken ters çevirip, pişireceğiniz için pürüzsüz/düz kısmının şekillenmesini sağlamalısınız. Hamuru mayalayacağınız kabın, döküm tencere ya da pişirme kabınızdan küçük olmalıdır ki, ters çevirdiğinizde ekmeğinizin formu bozulmasın. Hamuru bu şekilde streç ile kapatarak ya da büyük bir buzdolabı poşetine geçirerek, hamurun üstünün kurumasını engellemelisiniz. Hamuru bu şekilde oda sıcaklığında 3-4 saat, buzdolabında (+4 C'de) 8-12 saat arasında kabarması için beklemelisiniz. Dolapta mayalanma yavaş olduğu için ekmekteki ekşilik tadını daha az alırsınız. Dışarıda mayalanma ile daha ekşi ekmek elde edebilirsiniz. Dolap zaman kazanmak açısında da avantaj sağlıyor. siz gezerken ekmeğiniz dolapta kabarıyor. 


Neden döküm tencerede pişirmeliyim? 

Döküm tencere ısısını koruduğu ve pişirme esnasında üstünü kapattığınız için ekmeğiniz pişme sırasında suyunu kaybetmez ve daha güzel bir ekmek elde edersiniz. Bunu birbirine uyan döküm tava, tencere ile birbiri üstüne kapatacağınız şekilde de ayarlayabilirsiniz. Yada derin bir döküm tencere kullanarak kapağı ile kapatabilirsiniz. Tencere çok derin olursa ekmeği yerleştirirken elinizi yakma riskiniz artabilir. Ben küçük boy ekmek yaptığım için tek bir döküm tencere içerisinde pişirebiliyorum. Kek kalıbı ya da borcam içerisinde de pişirebilirsiniz. Ekmeğiniz yine güzel olucaktır. Döküm tencere tavsiye edilendir.


6. Pişirme İşlemi: Ekmeğinizin kabardığını görücekseniz. Kendi hacminin yaklaşık 2 katına çıkacaktır. Ekmeğinizi eğer pişireceğiniz kalıpta mayaladıysanız, direk fırınlayabilirsiniz. Başka bir kalıpta mayaladıysanız ekmeğinizi ters çevirerek, pişirme kabına aktarmalısınız. Pişirme işlemi sırasında döküm tencere kullanacaksınız. Fırın ile beraber döküm tencerenizi de ısıtınız. Fırın istenilen sıcaklığa gelince döküm tenceresini fırından alınız. Bu işlemler sırasında kalın bir eldiven kullanmayı ve döküm tencereye temas etmemeye dikkat ediniz. Acayip derece sıcak ve yanma riskiniz çok yüksektir. Kabaran hamurunuzun üzerine elinizde buruşturup açtığınız pişirme kağıdını yüzeyine koyup, üstünü düz bir ekmek tahtası ile kapatınız ve kabınızı tezgaha ekmek kesme tahatası üzerine ters çevirerek kalınızı yavaşça kaldırınız(Şekilde soldaki resim mayalanma kabında kabarmış ekmeğim, ortadaki ekmek kesme tahtasına ters çevirdiğim ekmek, sağdaki fotoğraf ise ekmeğin döküm tencereye yerleştirilmiş hali). Sonra üzerindeki bezide dikkatlice çekiniz. Ekmeğinizi pişirme kağıdının kenarlarından tutarak döküm tencerenize dikkatlice yerleştiriniz. Mayaladığınız kap, pişirme kabınızdan çap olarak küçük olmalıdır. Yoksa ekmek tencereye sığmaz! Tencereye aldığınız hamurunuzun üzerini keskin bir bıçak ya da jilet ile istediğiniz gibi kesebilirsiniz. Ekmeğiniz sizin çizdiğiniz noktalardan kabarıp, patlayacaktır. Ya da çizmezseniz kendisi istediği noktalardan çatlayacaktır. 

Fırınınızın en alt katına pişirme tepsisi yerleştiriniz. Fırınınızı 240 C/ alt-üst modunda ayarlayarak, döküm tencere ile beraber fırınınızı ısıtınız. Fırın ısındıktan sonra döküm tenceresini alarak, ekmeğinizi dikkatlice yerleştiriniz, ekmeğinizin üzerini başka bir döküm tava/tencere ya da kapağı ile kapatınız. Ekmeğinizi fırına atarken fırının derecesini 200 C ye indiriniz. Ekmeğinizi fırına yerleştirdikten sonra, fırının içerisine nem sağlamak amacıyla fırının içerisine yerleştirdiğiniz tepsi içerisine 7-8 adet buz atarak kapağını kapatınız. Bu işlem fırının içerisine nem sağlayacaktır. Ya da spreyleme yöntemi ile ekmeği fırına attıktan sonra fırının iç yan yüzeylerini su püskürterek fırın içerisinde nem yaratabilirsiniz. Ekmek pişerken yanına su yerleştirmek yeterli derecede nem saylamayacaktır. Ekmek pişerken ilk 15 dk önemlidir. Bu esnada fırının içinin mutlaka nemlendirilmesi gereklidir ki ekmek nemini kaybetmesin. 

200 C de ekmeğin üzeri kapalı şekilde 20 dk, sonra kapağını alarak 200 C de 20 dk pişiriniz. Bu esnada ekmeğin kabuğu renk alacaktır. Son olarak fırınınızı 180 C ye düşürerek 20 dk daha pişiriniz. Son 20 dk içerisinde ekmeğinizin kabuk oluşumunu kontrol edebilmek ve sağlam bir doku oluşturmak için fırın kapağını aralayarak, karbondioksit çıkışına izin veriniz. Böylece daha ince kabuklu ve nemini içerisinde tutabilen sağlam bir kabuk oluşumu sağlayabilirsiniz. 

1 saatin sonunda ekmeğinizi fırından alıp, kabından dikkatlice çıkarınız. Elleri yakmamaya dikkat! Bir telin üzerine ekmeğinizi alarak soğutunuz. Ekmek fırından çıkıp, soğuyunca bir beze sararak 1 gün dinlendiriniz. Bir gün sonunda iyi kesen bir bıçak ile ekmeğinizi dilimleyiniz. Tam buğday unu ile ekmek yaparken ekmek sert dokuda, az gözenekli bir yapı elde edeceksiniz. Köy ekmeği formundaki ekmeğinizi dilimleyerek saklamanız ve tüketmeniz daha kolaydır. Dilimleyip, buzdolabı poşetlerinde dolapta 1-2 hafta saklayabilirsiniz. Derin donduruca 3 aya kadar saklayabilirsiniz. Dilimli olduğu için çıkarıp ısıtmanız kolay olacaktır. Ekmeği tavada yada tost makinesin de (tost makinesini yükselterek, ekmeği ezmeden ısatabiilirsiniz) ısıtabilirsiniz. Tava da ısıtırken tereyağ ya da zeytinyağı eklediğinizde mükemmel oluyor:)

%100 Ekşi Mayalı - %100 Tam Buğday Unu ile Ekmek Tarifi:

230 + 20 ml su (20 ml su içerisinde tuz çözündürülerek ilave edilecektir.)
450 g tam buğday unu
300 g ekşi maya (beslenmiş, hacim kazanmış genç ekşi maya)
10 g tuz
20 ml zeytinyağı (Tercihen)

Bu tarif %55 hidrasyon (su/un) oranı içermektedir. Şekillendirmesi kolay, tok ve sert bir hamurdur. Yoğurma aşaması zor ama kaptan kaba aktarma ve şekillendirmesi kolaydır. Bu tarif ayrıca ilk ekmeğini yapanlar için kontrol etmesi kolay bir tariftir.

Aynı tarifi kullanarak su oranını arttırabilirsiniz. 300-350 ml su kullanabilirsiniz bu hidrasyon oranını (%66-77) arttırarak ekmeğinizin hacmini arttırırken, ekmek hamurunuz cıvık ve kontrol etmesi zor bir hamur haline gelir. Bu şekildeki bir hamuru mutlaka pişireceğiniz kalıp içerisinde mayalayınız.

Afiyet olsun...

1 yorum:

Cupcakes,

Red Velvet Cupcake - Kırmızı Kadife Kek

10:58 yesimdusova 0 Comments



Sevgililer günü bizim için özel bir gün olmasada, etrafta kırmızı kosptini ve kalpleri görmeyi seviyorum:) İnsanların sevgi dolu davranıp, sevgisini ifade edebilmesi için bir fırsat olarak düşünüyorum. Bugüne özel birşeyler pişirmek ve sunmaktan da büyük keyif alıyorum. Sevginin en büyük ifadesi bana göre sevdiklerin için birşeyler hazırlamak ve sunmak. Size özel pişirilmiş bir yemel, kurabiye, kek ya da sadece güzel bir peynir tabağı.. Önemli olan düşünüldüğünüzü bilmek, size özel birşeyler. 
Şubat ayında doğan 2 kardeş ve 1 arkadaşınız var ise, hepsine kırmızı kadife kek pişirmeden olmazdı.  İlk keki Londra'ya gittiğimden 'The Hummigbird Bakery' den yemiştim. Göl kenarında tatığım bu kekim harika bir dokusu ve mükemmel bir kreması vardı. Beni içerisindeki kırmızı gıda boyası endişelendirse de bunu denemeliydim. 

Kekin harika bir dokusu var. Arkadaşlarım bu şuana kadar yaptığın en iyisi bizce, bunu her kek uygulamalısın dediler:) Kremaya gelince bu adımda ilk etapta başarılı olduğum söylenemez. Kremam  pütürlü bir dokuya sahipti ama tadır yerindeydi. Sonra biraz araştırma yaparak neleri yanlış yaptığımı buldum. Sonra mı harika bir krema çıktı ortaya:)

Kırmızı Kadife Kek - Red Velvet Cupcake

1/2 su bardağı buttermilk*
3/4 su bardağı şeker (115 g)
1/2 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı soda
1 su bardağı + 2 yemek kaşığı un (190 g)
1/2 su bardağı zeytinyağı yada 100g tereyağ
1 yumurta
1 + 1/2 yemek kaşığı beyaz sirke (elma sirkesi)
2+1/2 yemek kaşığı kako
2 tatlı kaşığı gıda boyası (Toz yada sıvı)

*Buttermilk= kesilmiş ekşi süt. 1/2 su bardağı sütün içerisine bir tatlı kaşığı sirke yada limon suyu ilave ederek, oda sıcaklığında bekletiniz. Kek dokusunu veren kesinlikle bu ekşi süt. Süt ve yoğurdu karıştırarakta elde edebilirsiniz. 
NOT: Bütün malzemeler oda sıcaklığında olmalıdır. Kek içerisindeki kakao oranı arttıkça kahverengimsi rengi bastırmak için daha fazla gıda boyası eklemeniz gerekecektir.

Tereyağ yada sıvı yağ şeker ile karıştırılarak kremamsı bir kıvam elde edilir.
1 yumurta kırılarak, tamamen karışana kadar çırpılmaya devam edilir.
1 kap içerisine un, soda,tuz,kako karıştırılır. Karışım homojen hale getirilir.
Gıda boyası, buttermilk içerisine ilave edilerek, istediğiniz kırmızılığı elde edene kadar ekleme yapabilirsiniz. Ya da toz halindeyse, kuru malzemeler ile karıştırabilirsiniz.
Önce kuru malzemenin 1/3 ü ilave edilir, ardından buttermilk'in 1/2 si, sonra kuru-ıslak-kuru-ıslak-kuru şeklinde malzemeler ilave edilir. Her aşamada eklediğiniz malzeme karışımda tamamen kaybolana kadar karıştırılır. Unlu ve buttermilk karışımları ilave edildikten sonra, sirke karışıma eklenerek, karıştırılır. 
Cupcake yapmak isterseniz tam 12 adet cupcake çıkıyor. Kalıplarınız büyük ise daha az çıkacaktır. ama standart cupcake kalıpları ile tam denk geliyor. Krema kıvamında akışkan bir hamur elde ediyorsunuz. Dondurma kaşığı ile cupcake kalıplarınıza eşit olarak dağıtabilirsiniz. 
175 C önceden ısıtılmış fırında 20 dk pişiriniz. Kürdan ile fırından çıkarmadan kontrol ediniz. Kürdan temiz çıkıyorsa kekiniz pişmiştir. Kürdanın ucu ıslak ise birkaç dakika daha pişiriniz. 

Krem Peynirli Dolgu

Krem peynir dolgusu için Türkiye'deki krem peynirleri kullanmayınız. Bu peynirler ile kıvam tuttmak zor. Bunun yerine Pınar Beyaz tavsiye ediyorum. Labne peynirinden daha iyi bir doku elde ediyorsunuz. Cheesecake içinde Pınar Beyaz kullanıyorum. Peyniri kullanmadan oda sıcaklığına mutlaka ısınmasını bekliyorum. Amerika'daki cheesecake içerisinde kullanılan krem peynirler daha az protein içermekte ve bizdeki cheesecakeler bu sebeple daha sert bir dokuya sahip oluyor. Bizde en yakın dokuyu veren peynir bu bence.
Olmayan Krem Peynir Dolgusu
Olmayan Krem Peynir Dolgusu





















Kullanacağınız pudra şekerini mutlaka kullanmadan eleyiniz. 

Tereyağ oda sıcaklığında olmalıdır.

100 g tereyağ,
110 g Pınar Beyaz,
125 g pudra şekeri,
1 tatlı kaşığı vanilya

Tereyağ ve peyniri kabarana kadar yaklaşık 5 dk yüksek devirde çırpınız.
Elenmiş pudra şekerini azar azar ekleyerek, yavaş devirde karıştırınız. 
Bütün pudra şekerini ekledikten sonra yüksek devirde 5 dk daha çırpınız. Kremanınızın hacim kazandığını ve yükseldiğini görüceksiniz. Tereyağının sarı rengi kaybolarak beyaz bir krema elde ediceksiniz.

Cupcakeler soğuduktan sonra kremayı üzerlerine kaplayabilirsiniz. Ben küçük bir uç kullandığım için  krema üzerinde biraz zayıf görünüyor. Kalın bir sıkma uçu ve sıkma torbası kullanmanızı tavsiye ederim.

Afiyet olsun..


0 yorum: