24 Nisan 2014 Perşembe

Çilekli Cheesecake - Cheesecake with Strawberry



Bahar gelip manavda çilekleri görünce heyecanlanıyorum. Neler yapabilirim bu güzel meyve ile.. Cheesecake yapmak bana her zaman zor gelmiştir. Birgün kolları sıvayıp, deneyince bir baktım çok kolaymış. Üzerine sos için endişelenmenize gerek yok, evdeki reçellerinizi, hazır sosları kullanabileceğiniz gibi kendinizde hemen yapabilirsiniz. Eşim bu tarifi çok sevdi.. benim içinde pratik olunca 1 ay içerisinde 5-6 kez pişirdik. En son haftasonu gelen kızkardeşim istedi. Akşam erkenden sızdı ama cheesecake in daha beklemesi gerekirken, gece yarısı gözünü açıp cheesecake oldu mu diye sordu? Kendisini ikna edip yatırdıysam da sabah ilk sorusu cheesecake nerde oldu:D En az 1 gece buzdolabında beklerse tadı daha güzel oluyor. Sabretmek biraz zor oluyor..:)

Cheesecake

22 cm kalıp için;

Tabanı için;
2 paket burçak bisküvi
50 gr. tereyağ
1 yemek kaşığı nutella

Kreması için;
 200 gr. labne peyniri,
200 ml süt kreması,
1 su bardağı süzme yogurt,
1/2 su bardağı şeker,
2 yumurta,
1 yemek kaşığı un,

Tabanı için, mutfak robotunuzun doğrayıcı kısmına tereyağ ve parçaladığınız bisküviler ile nutellayı koyup, parçalayınız. Daha sonra biraz katılaşan karışımı, pişirme kağıdı serilmiş tabanınıza düzgünce yayın ve buzdolabında 20 dk. bekletiniz. (Kremasını hazırlayana kadar bekletebilirsiniz.)


Kreması için, öncelikle kremayı, şekerle beraber iyice çırpın ve içerisine peynir ve yogurdu ekleyip karıştırınız. Yumurtaları teker teker kırarak karıştırmaya devam ediniz. En son unu ilave ederek tahta bir kaşıkla karıştırıp, dolaptan çıkardıgınız kalıbınızın içerisine dökünüz. Mutfak tezgahına hafifçe vurarak kremanın içerisine yayılmasını sağlayınız.

Pişirirken kenarlarının yanmaması için etrafını aluminyum folyo ile kaplayıp, su dolu bir fırın tepsisi içerisinde fırınlayınız.

Önceden ısıtılan 180 C de 25-30 dk pişiriniz. Kenarları pişip, ortası yumuşak kalana kadar pişiriniz. Kenarlardan vurdurduğunuzda ortası hala biraz sallanıyorsa pişmiş demektir. Fazla piştiğinde hamur gibi oluyor ve kuruyor. Fırından çıkartınca sogutup, buzdolabına koyabilirsiniz. 

Çilekli sos için;

Çilekleri (300gr.) yıkayıp, doğrayıp 1/2 subardağı şeker ile beraber tavada biraz su ekleyerek kaynatınız. Suyunu biraz çekince, rondodan geçirerek çilek sosu (akışkan kıvamda) hazırlayınız.

Afiyet olsun..

Bu kalıp bizim için büyük daha küçük yaparım derseniz.. Biz evde iki kişi olunca, tatlı tüketimini azaltmak için aşağıdaki önlemleri almak zorunda kaldım;) Daha az tereyağ ve ufak bir cheesecake..

15 cm kalıp için;

Tabanı için;
1 paket burçak bisküvi,
10 gr. tereyağ,
1 yemek kaşığı su,

Kreması için;
100 gr. labne peyniri,
1 su bardağı süzme yogurt,
50 ml krema,
1 yumurta,
1/2 yemek kaşığı un,

Tabanı için, mutfak robotunuzun doğrayıcı kısmına parçaladığınız bisküviler ile bir yemek kaşığı su ilave ederek parçalayınız. Bisküvi parçaları birbirine yapışmamış ise içerisine biraz daha su ilave edebilirsiniz. Daha sonra biraz katılaşan karışımı, pişirme kağıdı serilmiş tabanınıza düzgünce yayın ve buzdolabında 20 dk. bekletiniz. (Kremasını hazırlayana kadar bekletebilirsiniz.)

Kreması için, öncelikle kremayı, şekerle beraber iyice çırpın ve içerisine peynir ve yogurdu ekleyip karıştırınız. Yumurtayı ekleyip karıştırmaya devam ediniz. En son unu ilave ederek tahta bir kaşıkla karıştırıp, dolaptan çıkardıgınız kalıbınızın içerisine dökünüz. Mutfak tezgahına hafifçe vurarak kremanın içerisine yayılmasını sağlayınız.

Pişirirken kenarlarının yanmaması için etrafını aluminyum folyo ile kaplayıp, su dolu bir fırın tepsisi içerisinde fırınlayınız.

Önceden ısıtılan 180 C de 15-20 dk pişiriniz. Kenarları pişip, ortası yumuşak kalana kadar pişiriniz. Kenarlardan vurdurduğunuzda ortası hala biraz sallanıyorsa pişmiş demektir. Fazla piştiğinde hamur gibi oluyor ve kuruyor. Fırından çıkartınca sogutup, buzdolabına koyabilirsiniz.

Afiyet olsun..

21 Nisan 2014 Pazartesi

Yunanistan - Chalkidiki - Yaz Tatili - Part 1


Yunanistan’a, bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine gitmeye karar verdik. Instagramda gördüğümüz harika deniz fotoğraflarından sonra gitmezsek aklımız kalacaktı! Gittiğimiz yer, Selanik ten yarım saat uzaklıkta Chalkidiki, Zeus’un mızrağını andıran 3 yarım adadan oluşan bir bölge (Kassandra, Sithonia ve Athos).  Selanik’e en yakın olanı ve daha turistik olan yarımada, Kassandra. Sithonia doğal güzellikleri ile tanınan, sessiz sakin aralarında en duru, en masum kardeşleri gibi.. Athos ise en gösterişli, cezbedici ve ulaşılamayanı, neden böyle yazdığımı merak ederseniz, Athos 24 tane manastırın yer aldığı, adaya bayanların girmesinin yasak olduğu bir yarımada. Bu onu oldukça ilginç biryer yapıyor. Dağların zirvelerine kurulmuş manastırlarda harika şarap üretildiği ve bölgenin şarabının ününden bahsediliyor. Birde adaya sadece etrafından düzenlenen gemi turları ile biraz daha yakından görme şansı yakalayabilirsiniz. Eskiden manastırlar kendi üretimlerini kendi yapıyorlarmış, şimdilerde ise sadece alış-veriş için ada dışına çıkıyorlarmış ve belli dönemlerde adaya erkeklerin girip gezmesine izin veriliyormuş. Athos bölgenin en yüksek dağı, özellikle Sithonia dan ne kadar büyük olduğunu görmek mümkün. Zaten dağın yüksek ve göğe yakın olmasından dolayı, manastırlar dağların zirvelerine konumlanmış.


Yolculuğumuza İstanbul’dan başladık ve Tekirdağ’da ailemin yanında kaldık, sabah erkenden yola koyulduk, İpsala’da kuyrukta beklemek istemedik. Sabah saatleri boş oluyor, fakat dönüşte akşam saati gördüğümüz kuyruk inanılmazdı! Özellikle yaz aylarında gurbetçilerin giriş-çıkışını göz önüne alırsanız, erken saatlerde çıkmakta fayda var. İpsala’dan sonra Selanik’e kadar otoban, geniş ve dümdüz bir yol. Eğer Selanik’e direk gidiyorsanız, yolu takip etmeniz çok kolay ve yolda neredeyse sabit hızla, kısa molalar ile Selanik’e kısa sürede varabilirsiniz. Kassandra için, Selanik üzerinden inmek yolu kolay bulmak ve hızlı ulaşım için tercih edilebilir. Diğer alternatif ise,köy yollarından (Polygyros yolu) üzerinden de ulaşabilirsiniz. Bizim navigasyonlarımızın hiçbiri ayarladıgımız gibi çalışmadı ve akıllı telefonlar saolsun diyorum, haritada ki konumumuzu GPS üzerinden gösteriyordu ve bizde gittiğimiz yollara göre kendi kendimizin navigasyonu olduk! Köy yolları keyifli fakat oldukça uzun ve bir kayboldunuz mu yolunuzu bulmanız oldukça zor. Yaz günü herkes bir kenara çekilmiş, yollarda insan yok, genelde dağlık, ağaçlık yollar. Dönüşte Selanik üzerinden geldik, hızlı ve yorucu olmadı. Tavsiyem haritadan kısa görünen yol yerine ilk defa gidiyorsanız Selanik üzerinden ulaşmanız. Tabelaların Yunanca olduğunu unutmayınız. Alfabelerini çözmek kolay değil. 
Selanik-İstanbul arası yaklaşık 600 km ve 5-6 saatte ulaşmanız mümkün, hiç durmazsanız 3 adet gişeden geçiyorsunuz (2.40 euro ödedik her bir gişede). Otobandan yola giriş çıkışlarda ödeme yapmıyorsunuz. Yolda giderken türk köylerini uzaktan  fark edebiliyorsunuz. Kavala, Gümülcine ve Dedeağaç hepsi birbirinden güzel Türk yerleşim yerleri.  Benim yol boyunca en çok dikkatimi çeken ise, güneş panellerinin oluşturduğu tarlalar.

İlk molamızı Kavala da verip, kahvaltı yaptık sahil kenarında hazırladığımız sandiviçlerimizi yedik. Kavala'ya dönüşte de uğrayıp, dolaştık. Birbirinden şirin sokakları ve harika börekler yapan fırınları var. Bir fırına ugrayıp biraz ekmek aldıgımızda anneannemin bize yaptığı peynirli böreklerden hediye ettiler. Çok sevinmiştim. Kahve alırken bir dükkanda karşılaşığımız teyze, zamanında Sinop'tan Kavala'ya göç etmişler. Bir tek kendisi türkçe biliyor. Çok şaşırıyoruz. Kavala uzun gezilecek, çok güzel bir şehir. Daha sonra dağ yollarını tercih ederek, her ne kadar uzun sürmüş olsa da, Kassandra adasında, Polichrono’da ki ki ilk otelimiz olan “Hotel Odeysseas” e vardık. Heyecanla başladığımız tatilimizin ilk durağı..

Adaya giriş yaptıktan sonra tek bir yol var ve gidiş-dönüş, burada artık kaybolmazsınız ve istediğiniz koyda ve şehirde duraklamanız mümkün.
Yunanistan'da ki genel kurallardan biraz bahsedersek; bölgede genellikle plajlardan ücret alınmıyor, buna şezlong da dahil! Sadece içtiğiniz içeceğin parasını ödüyorsunuz. Özellikle soğuk kahveli frappeleri çok meşhur. Sahilde herkesin elinde bir kahve. Birde kahvenin yanında mutlaka su getiriyorlar. Bazı istisnalar var tabi. Birde yemek yerken ekmeğin bile ücretini ödüyorsunuz. Zaten pahalı bir yer ise ekmekten anlaşılıyor. Ekmeğin fiyatı kişi başı 0.80-2 euro arasında değişiyor. Aslında orada öyle çok lüx restoran diye bir anlayış yok. Her yerde çok rahatlıkla yemek yiyebilirsiniz, fiyatlar biribirine çok yakın. Harika mezeler ve ızagara balık yapıyorlar. Izgarada bizden iyiler diyebilirim. İçtiğiniz suya, herşeye para ödüyorsunuz. Siz sipariş verince fişinizde hemen beraberinde geliyor. Hesabı yaparken sadece sipariş ettiklerinizi değil, gelen (su,ekmek vs.) diğer yiyecekleride ödüyorsunuz. Onun dışında trafik kuralları çok katı değil ve bu konuda hiç zorluk çekmedik. Ada da kredi kartı genelde geçiyor ama restoranlar kullanmıyor, otellerde size özel çekim yapıyor. Üstteki fotoğraftaki küçük manastırcıklar, ölülerin anısına yapılmış küçük anıtlar. İçlerinde Meryem ve İsa'nın fotoğraflarıyla, her daim yanan bir mum mevcut. Yol kenarında öyle çok görüyorsunuz, bu kadar insan ölmüş olamaz diyorsunuz. Yol kenarlarındaki, orada kaza yapan ve ölen insanlar için yapılıyormuş. Bazı evlerin bahçelerinde de görmek mümkün. Hem çok inançlı olduklarını gördüm, hem de ölüye olan saygılarına büyük saygı duydum. 
Yazının diğer kısmını kapsayan, Kassandra ve Sithonia, Selanik yazıları yakında..