31 Mart 2014 Pazartesi

Çikolatalı Unsuz Kek - Flourless Chocolate Cake


Uzun bir süredir sağlıklı beslenme konusunda araştırıyor ve özen gösteriyordum. Bu ara bu girişimlerimi biraz daha arttırarak, hayatımdan bazı yiyecekleri çıkartmaya çalışıyorum ama sadece azaltabiliyorum ilk aşamada. 
Özellikle vücudumuz için çok zararlı olan rafineri şeker tüketimini yani tatlı oranımı düşürmeye çalışıyorum. Aslında herşey 20 lik dişimi çektirmem ile başladı. Katı gıda tüketemediğim için, yumuşak yiyecekler tercih ettim ve çok iyi tat alamadığım için tatlı yemeden 2 hafta geçirdim. Küçük kaçamaklar dışında;) İnsan kendini isteyince kontrol edebiliyor sanırım, bugün kendimi kaybetmiş olsam da! 

Glisemik indeks yiyeceklerin yemekten sonra kan şekerini yükseltme hızlarını belirler. Besinlerin içerisindeki karbonhidratların kana karışma hızını belirleyen bir terim. Yiyeceklerin sahip olduğu bir glisemik indeks değeri var ve rakam sizin pişirme tarzınız ile de artabiliyor. Söz konusu olan şey, glisemik indeksi düşün gıdaları tercih etmek. Vücut düşük glisemik indeksli gıdaları daha uzun sürede sindirdiği için tokluk hissi hem daha uzun sürüyor hem de kan şekeriniz hızlı bir şekilde yükselip düşmüyor. İnsanın yediği besinleri sürekli kontrol etmesi pek mümkün olmasa da, bazı gıdalara dikkat etmekte fayda var. Özellikle beyaz un, rafineri şeker, kahvaltılık gevrekleri, beyaz pirinç ten uzak durmakta fayda var. Esmerin tadı her zaman daha makbul  ;)


Gelelim bu tatlıya, tatlı krizleri için birebir bir tarif, hem unsuz hemde çikolatalı.. şekerden kaçamasak ta, hem lezzetli hemde güzel bir kek.. Yumuşak browni tadında, yoğun çikolatalı ve yumuşak bir kek.

Malzemeler;


6 yumurta,
1/2 su bardağı şeker,
120 gr. bitter çikolata,
80 gr. sütlü çikolata,
125 gr. tereyağ
Çikolata ve tereyağını ben mari usulü eritiniz ve yumurta sarıları ile karıştırınız (çok sıcak olmamasına dikkat yoksa pişabilirler.) Yumurta aklarını ayrı bir kapta şeker ile çırpınız ve çikolatalı karışımı içersine ekleyiniz. Daha sonra yağlanmış  kalıba karışımı döküp, 200 C 40 dk pişirildi. Üstünün çatlaması gerekiyor ama benim ki pek çatlamadı belki kontrollü yüksek ısıda pişirmek gerekebilir başta? Birde cupcake kabında yapıyorsanız 20-25 dk arasında pişirmeniz lazım, daha çabuk pişiyorlar.
Servis yaparken üzerlerine pudra şekeri ekmeyi unutma
Afiyet olsun..

13 Mart 2014 Perşembe

Bursa - Mudanya - Tirilye


Havalar biraz güneş açınca bizde ufak bir kaçamak için plan yaptık. 1 ay sonraya plan yapınca, bu sefer gözler hava durumuna çevrildi. Neyse ki bulutlu da olsa, yağmursuz bir gündü. Msa da yemek kursuna başladım, oldukça keyifli ve eğlenceli, tabi haftasonu vaktimin büyük kısmını ona ayırmış oluyorum, başka planlar araya girince koşturmaca başlıyor. Rotamızı Bursa/Mudanya/Tirilye ye çeviriyoruz.

Deniz otobüsü ile Bursa oldukça yakın. Üstelik Budo ile Kabataş tan ulaşım oldukça kolay ve Mudanya da direk merkeze iniyorsunuz. Eski evleri ve birbirinden güzel sokakları ile Mudanya keyifli bir yer. Özellikle yemek yiyip, bir şeyler içmek için deniz kıyısı boyunca uzanan bir sürü restoran var. Buradan Tirilye ye minübüsler var ama bizden önce giden arkadaşlarımız bizi almaya geldi ve Mudanya turumuzun ardından yemek yemek için Tirilye ye geçiyoruz. Dağlık bir yolun ardından, bu ufak ama şirin kasabaya ulaşıyorsunuz. Burada da yemek yiyebileceğiniz bir çok yer var. Tercihimizi TaşMahal dan yana yapıp, kendimize yer ayırtıyoruz. Özellikle yaz mevsimi için çok daha keyifli bir mekan, denize sıfır.. Burada öyle lezzetli mezeler yedik ki, gerçekten harikaydı! Kamil Bey (Garson), bütün tercihleri kendi yaparak, bize sadece size sunu bunu getiricem diyip masayı donattı. Harika bir yeşil (maydanoz,kekik,ceviz..) soğuk meze getiriyor, üzerine karides mantı ve en lezzetlisi levrek simidi.. Karides güveçte büyük porsiyon ve bol karidesli geldi. Üzerine balık olarak, tekir tercih ediyoruz, çıtır çıtır kızartılmış ve çok tazeydiler. Yediğim ekmeğin haddi hesabı yok! Tatlı konusunda biraz zayıf kalsalarda, kabak tatlısını tavsiye ederim. Buraya sadece mezeleri için gidilebilir. Masada o kadar çok çeşit sıcak-soguk meze vardı ve hepsi birbirinden lezzetliydi.. Masada alkolde alınmasıyla beraber kişi başı 75TL fiyat ödedik. Böyle güzel şeyler yiyince eyvah demiştim ama fiyatlar abartılı değil.
Gün doğup, gözlerimizi Tirilye nin huzur dolu bir sokağında açıyoruz.  Öyle samimi ve şirin bir yer ki, sokaklarında dolaşmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kahvaltı için tavsiye edilen tek yer var, Çamlı Kahve.. Öyküsünü sonra öğrendiğimiz, kasabaya tepeden bakan bu mekan, hafta sonu oldukça kalabalık..Kahvaltı fena olmamakla beraber,zengin..

Buradan, sokak aralarında kaybolarak deniz kıyısına inip yürüyüş yapabilirsiniz, deniz tarafından inerken, kiliseden (HagiosStephanos) camiye dönüşen yıllardır ayakta kalan Fatih Cami ni göreceksiniz. Bu cami bilindiği kadarıyla 1661 yılında camiye dönüşürülmüş. Kasabada tanıştığımız bir amca bize kasabanın tarihini öyle güzel anlattı ki.. Eskiden Rumların yaşadığı oldukça kalabalık ve ticaret ile uğraşan kasaba zaman içinde terkedilmiş. Ama tarihini,dokusunu hç kaybetmemiş.. Çevresinde Rumlar kalan birsürü kilise varmış. Biz gidip göremedik ama gitmek isterseniz,bilginize..

Kasabada limana doğru ilerleyince Köylü Pazarı var. Bütün doğal ürünleri bulabilirsiniz. Özellikle zeytini çok ünlü ve lezzetli, eli boş dönmeyin. Zeytinyağını söylememe gerek yok sanırım. Birde Çamlı Kahve ye çıkıp, kahve içmeden dönmeyesiniz. Eskiden tepenin ilerisinde üzüm bağları varmış, Rum eşleri akşam üzerleri eşlerini bu kahvede bekler, beraber birer kahve içip, sohbet edip, bütün yorgunluklarını ve kederlerini burada atarlarmış .Böylece evlerine dırdırsız, tasasız dönerlermiş. Kahve gerçekten yıllar öncesine aitmiş, belediye işletmesi için başka birine vermiş ama çamlar yılların eskitemediği çamlar. Kasabada göze çarpan bir detayda, neredeyse yıkılmak üzere olan, asırlık okul.. Birilerinin el atıp hayata geçirmesini bekliyor.. Tirilye isminin nereden geldiğine dair de türlü rivayet varmış ve biri de Tirilye yunanca barbun balığından geldiği imiş. Bu bölgede fazlasıyla Barbun balığı çıkarmış. Bir başka rivayete göre, sürgüne giden 3 rahipten geldiği, diğerini hatırlamıyorum..

Keyifli ve güzel bir geziydi, yazın denize de girilebilen bu kasabayı çok sevdim.. Sık sık ziyaret edeceğiz gibi görünüyor..