31 Aralık 2013 Salı

Kartepe Gezisi - Yeni Yıl-2014


Uzun zaman yazı yazamasam da bu yemek yapmadığım anlamına gelmiyor tabi. Flaşımı bir arakadaşıma ödünç verince sadece hafta sonları gün ışığına kalmış oldum. Günler kısa ve bulutlu olduğunu göz önünde bulundurunca, benim hazırlayıp, çekim yapmam için kısa zamanlar kalmış oldu.

Geçen hafta sonunu Sapanca’da geçirdik, günü birlikte olsa Kartepe ye çıktık, oldukça keyifli ve eğlenceliydi. Daha önce hiç gitmediğimiz bir yerdi, pistleri, havası ve manzarası oldukça güzel.  Sanırım yeni başlayanlar için de öğrenmek için uygun bir yer. Biz kayak yapmadığımız için yayaların çıkabildiği Geyik tepesine telesiyej ile çıktık. (Tek kullanımlık gidiş-dönüş bileti 25 tl, 20 tl de kart için depozito bırakıyorsunuz.) Şansımıza hava güneşliydi, hiç üşümedik, sadece beyazlar içinde gezindik, zıpladık, dolaştık. Birde kızak pisti var. Yaş ayrımı yapmadan herkesin gönlünce kaydığı bir yer. Eşim de durmadı tabi ki.. (Saatlik kızak ücreti 20 tl, sanırım Kartepe ye çıkmadan günlük kiralayabileceğiniz bir yer var, bu sefer sadece pist ücreti ödüyorsunuz.)

Biz birkaç saat kalıp döneriz derken, akşama kadar vakit geçirdik. Sapanca ve çevresi hem yeşillik hem çok fazla restoran var. Kaldığımız otelin balkonu da oldukça keyifliydi, Arkaya dağlara doğru bakan ve sabah güneş ışıkları ile uyanıp, balkonunda kitabınızı okuyabilirsiniz. Kahvaltı oldukça çeşitliydi ama böyle yerlerde bal ve kaymak beklentim yüksek oluyor ve ne yazık ki lezzet açısından karşılamıyordu. Otel sahibi de oldukça ilgiliydi (Konak Beyzade).
Bizim için keyifli bir hafta sonuydu.. Yeni yıla saniyeler kala, İstanbul trafiği yüzünden sevdiklerimize kavuşmayı ertlesekte, yeni yılda herkese sağlık, huzur, mutluluk, başarı, aşk, sevgi, dostluk.. diliyorum. Herkes hayellerine kavuşsun, barış için de huzurlu bir dünya bizim olsun! Hayatta en güzel şey,sevdilerinize kavuşup, onlarla beraber olabilmek. İnsanın yanında birilerinin olduğunu bilmek, seni düşündüğünü hissetmek ve hayellerini gerçekleştirmesi, dünyadaki en güzel mutluluk.. İyi ki varsınız ve iyi ki yanımdasınız..;) Sizi seviyorum..

İyi Seneler..

8 Aralık 2013 Pazar

Film-Tiyatro


Kafamda blog için tasarladığım bir sürü yapılacaklar listesi var. Çalışma temposu içinde, kendime anca vakit ayırabiliyorum ama burası da bana dahil bir köşe. Derleyip, topladıklarım ve paylaştıklarım. Tiyatro sezonunun açılması ve havaların soğumasıyla kendimizi etkinliklere bıraktık. Uzun zamandır evde film izlemekten büyük keyif alsakta, sinemanın tadı bir başka diyip, bu hafta geç kaldığımız “Gravitiy” filmini izledik. Film 3 boyutlu olsa da, etkiyi çok fazla hissedemiyorsunuz ama oyunculuk ve filmin kurgusu etkileyici. Bir anda uzayda seyahat etmeye başlıyorsunuz, sonsuz boşlukta 2 oyuncu ile çekilen film, sıkmadan izleniyor ve sonunda şükürler olsun iyi ki dünyadayım diyorsunuz. Yerçekiminin aslında yaşamın temeli olduğunu anlıyorsunuz! Bir an uzayda kendimi bıraktım ve kaybolduğumu düşündüm. Deli gibi sonsuza kadar dönüp giden nesneler.. Aslında dünyanın koruması altında bunu yaşamamımız boyunca yapıyoruz. Güneş sisteminin bozulması ve insanların uzayda başka bir evrende kendilerine yeni bir hayat kurması üzerine o kadar çok film izledim ki, dünyadan ayrılma fikri çok korkunç! Elysium-Yeni cennet ve Oblivion son dönem uzay ve dünya yaşamını farklı açılardan konu almış farklı aksiyon filmleri.
Geçen haftalarda “Herkesin bildiği sırlar” adlı devlet tiyatrosu oynunu izledik, evli bir çiftin, birbirilerini yıpratıp, bir birilerini anlamadıklarını düşündükleri anda yani ayrılık aşamasında yaşananları çok güzel ele almışlar. Herkesin bildiği fakat kendine söylemekten çekindiği, yüz yüze gelemediği gerçeklerle karşılaşmayı sağlıyor. Aslında kendimize özgü içimizde yaptığımız kavgaları herkesin yaşadığını ve insan olarak, aşık olma, sıkılma, aradığını bulamama duygusuna nasıl kapıldığımızı ve kendimizi mutsuzluğa sürüklememizi anlatıyor. Oyuncular, oldukça başarılı ve o kavga sahnelerine kendilerini çok iyi veriyorlar. O ayrılık acısını, içsel fırtınayı hissediyorsunuz.

Bu Cuma günü de “Üç Kız Kardeş” i ailecek izledik. Ben bir oyunda bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum! Ne yazık ki, oyunu hiç beğenmedim. Bir izleyici olarak, belli bir konu bulamadım ve süre olarak 2 saat 15 dakika oldukça fazla.. Bir veda sahnesi bile yarım saat sürdü! Nefes alamayacak gibi oldum sonuna doğru.. Son sonbahar yaprakları ile hazırladıkları sahne çok güzel, sahne tasarımı iyi ama bunlar yetmiyor.. Oyuna sizi bağlayan hiçbirşey yok, birşeylerin peşinden gitmek istiyorsunuz, gidicek bir akış bulamıyorsunuz. Anton Çehov ünlü bir yazar olabilir, saygım sonsuz fakat izlerken oyunun içine dahil olamıyoruz.