En Son Ne Var?

Pancar Tabule - Kinoa mı Bulgur mu?


Bir süredir Kinoa modası var. Kinoalı salatalar, bulgur/pirinç yerine kinoa kullanmalar. Bizim bulgurumuzun yerini kim doldurabilir. (Sözüm meclisten dışarı, gluten alejisi olanlar için güzel bir alternatif) Kinoalı kısır olur mu mesela:) Olmaz.. Güzelim, domatesli bulgur pilavının yerini kim alabilir ki.. Kinoa da oldukça besleyici ve yüksek protein içeriğine sahip bir tohum. Evet Kinoa bir tahıl değil, ıspanak ve pancar ailesinden bir bitkinin tohumu. Bu sebeplede gluten içermiyor. Bunun yanında kinoayı salatalara ve pırasa yemeğine yakıştırıyorum. Ancak bu akşam tercihim bizim topraklarımızdan, bulgurdan yana. Yüksek lif içeriği, besleyici değerleri ile bulguru değerlendirmek lazım. 


100 gBulgur KinoaKinoa (Pişmiş)Bulgur (Pişmiş)
Protein (g)12144.43
Kalori3423687283
Yağ (g)1.3620.24
Karbonhidrat (g)76642119
Lif içeriği (g)12.5734.5

NOT: Tablodaki değerler formsante sistesinden alınmıştır.




Kinoa Güney Amerika kökenli bir bitki olup, zor şartlarda bile kolayca yetiştirilmesinden dolayı Birleşmiş Milletler Tarım Örgütü tarafından 2013 yılı Kinoa yılı ilan edilerek dikkatler kinoaya çekilmiştir. Kinoa, yüksek protein değeri ile sürekli ön plana sürülse de, bulgur ile aralarında rekabet edemeyecekleri bir durum yok. Kinoa bazı içerdiği temel aminoasitler açısından ön plana çıksada bu iki ürünle beraber ne tükettiğinizde bu durumu etkilemektedir.

Bağırsak floramızı ve damak tadımızı çocukluğumuzdan beri yetiştiğimiz koşullar belirlemektedir. Bunu düşününce yerli üretilen bulgur varken, ithal edilen kinoanın pazarda ön plana çıkması biraz üzücü. Yıllarca diyetlerde pirinç yerine önerilen bulgur, hala karbonhidrat olarak görülüp, kilo alma korkusundan yenmez iken kinoa biranda diyet menülerine girdi. Kendi ürünlerimize sahip çıkıp, tarımımızı desteklemeliyiz. 

Bu arada aldığınız baklagillerin üretim yerini kontrol ederek, yerli üretim olmasına özen gösterirsek, kendi ülkemizdeki çiftçiyi de destekleyerek, bilinçlenebiliriz. Bulgur pilavını çok sevsemde bizim evin temel besin öğesi değildir, alışkanlığımız yok. Bulgur bizim evde yavaş yavaş kendine yer edinirken, sizinle çok severek yediğim, hatta kavanozlara paketleyerek ofise götürüp, tükettiğim salatadan bahsetmek istiyorum. Kendi başına bir öğün bence, üstelik ihtiyacınız olan birçok besini birarada bulunduruyor. 


Pancar Tabule

1 kupa bulgur (pişmemiş),
1 demet maydanoz,
1 adet orta boy haşlanmış pancar,
1 adet portakal,
1/2 nar,
2 adet orta boy domates ya da 10-12 adet cherry domates,
6-7 adet ceviz,
Zeytinyağı, balsamik (damak tadına bağlı olarak limon, nar ekşisi kullanabilirsiniz)

Bulgura kırmızı renk vermek için kabuklarını soyarak haşladığınız pancarın yanına bulguruda atarak beraber kaynatınız. Bulguru ve pancarı kontrol ederek, önce pişeni çıkartınız. Bulgur yenebilecek kadar pişmişse alabilirsiniz. Pancarı çatal ya da bıçak kullanarak pişip/pişmediğini kontrol edebilirsiniz. Pancar geç pişiyor bu sebeple, pancar piştikten sonra pancarı çıkartıp suyunda da bulguru kabartabilirsiniz. Bulgur hızlıca kabarmaktadır.
Bulgur pişip soğuyunca, maydanoz doğranarak eklenir.
Pancar, domates, portakal ufak ufak doğaranarak ilave edilir.
Ceviz ağıza gelecek irilikte öğütülerek ya da elinizle ufak parçalar halinde ekleyebilirsiniz.
Narı ayıklayarak yarısını ekleyebilirsiniz. (Damak tadınıza göre arttırabilirsinizde.)
En son bir ufak kavanoz içinde 1/3 balsamic, 2/3 zeytinyağı olacak şekilde bir karışım hazırlayarak salatanızı lezzendirebilirsiniz. 

Pancar tabule meyve içermesi ile tatlı-ekşi-tuzlu karışım bir lezzet. Ekşi seviyorsanız çok seveceksiniz.

Afiyet olsun..

Kış Çorbası - Pancar Çorbası



Havalar soğumaya başlayıp pancar ve balkabağı reyonlarda yerini aldıysa kış gelmiştir. Mutfağın camından rengarenk yapraklarla bezenmiş ağaçları seyrederken, mutfaktada renkli birşeyler pişmeliydi. Ozaman balkabağına geçmeden pancarla neler yapabilirim? Herşeyden önce mor/kırmızı bir pancar çorbası içimizi ısıtmak için ne güzel olurdu. Birde et suyuyla yaparsak, bağışıklığımızı güçlendiririz. 

Birde damağımda bahardan kalma bir pancar tabule tadı var. Mayıs'ta Kabak Vadisine gittiğimizde Lilith'in lezzetli mutfağından bahar meyveleri ile hazırlanmıştı. Mevsim kış, çilek uygun olmaz. Bende nar ve portakal eklerim. Öyle de lezzetli oldu ki. Önce Pancar çorbasından başlayalım, sonrada tabulenin tarifini veririm.



Pancar Çorbası

2,5 adet iri pancar
1 soğan, 1 diş sarımsak
1 havuç
1 patates
1 ufak kase et suyu
Su

Pancarları önceden haşladım. Pişince pancarları ayrı bir tencereye alarak  soğan, sarımsak, patates ve havucu iri halde doğrayarak ekledim. Et suyu ve üzerine birazda su ekleyerek, bütün sebzeler pişine kadar kaynattım. Sebzelerin pişip-pişmediğini bıçak saplayarak test ediyorum. Ya da bir parça dışarı alarak tadabilirsiniz. Sebzeleri blendrdan geçirip püre haline getirdikten sonra kıvamını kontrol edin. Eğer çorba koyu olduysa kaynamış su ilave ederek, biraz daha kaynatabilirsiniz. Tuz ve karabiber ekleyerek, servis edebilirsiniz.
Arzu ederseniz, servis sırasında kaselerin üzerine biraz krema ekleyebilirsiniz.
Kurumuş, kalan ekmekleriniz varsa onları ufak ufak keserek fırınlayabilirsiniz ve çorbanıza ekleyebilirsiniz. 

Afiyet olsun..

İtalya Lombordiya Bölgesi (Como Gölü ve Köyleri) Gezi Notları


 

Milano'ya gidelim.. Herşey Fulya'nın Milano'da bir kütüphanede bulunan kitabın peşine düşmesi ile başladı. Derken, fikirler ortaya atıldı ve güzel bir tatil planlandı. Amaç, Fulya'nın ödeviydi:) gezmek ikinci plandayken, bir anda hangi gün nereye gitsek diye tartışır olduk. Haftalarca, bilet alma, plan yapma, otel rezervasyonu için toplanır hale geldik:) Gezi sonrası en çok bunu özleyeceğiz:)

Bergamo havalimanına 13:20 civarında ulaşarak arabamızı kiraladık. Araba ile gezeceğimiz kuzey İtalya turunu aşağıdaki gibi planladık; (28.01-01.02.2017)


Lombordiya Bölgesi Gezi Planımız

1. gün : Öğleden sonrası - Como ya varış ve gece gezmesi:)
2. gün: Mellagio-Varenna-Bellagio - Akşam Milano yolcusu
3. gün: Milano - Akşam Venedik'e yolculuk
4.gün: Venedik - Akşam Verona' yolculuk
5.gün: Sabahın köründe Verona gezilerek, 14:55 uçağı ile İstanbul'a dönüş:)

Apler ve Po nehri arasında kalan Lombordiya Bölgesi, gotik binaları ve kültürü ile size farklı bir hikaye yaşatıyor. Daha önce Roma'yı gezerken farketmediğim birçok noktayı bu gezimiz sırasında keşfederek, bir İtalya'n gibi yaşamaya çalıştık. Aslında zorlandık:) 


İtalya'da dikkat edilmesi gerekenler:

Öncelikle güne çok erken başlıyorlar. Sabah 7'de cafeler açılıyor ve 10-11 civarında birçok kafede kruvasan bulma şansınız olmuyor. Ancak fırınlarda kalıyor:) İşe giden insanlar ve yoğun turist akımına uğrayan bölgede güne erken başlamak büyük bir avantaj. Sabah erken açılan restorant ve cafeler öğlen 15:00 da kapanıyor. 15:00-19:30 arası neredeyse bütün restorantlar kapalı, ancak ayaküstü atıştırabileceğiniz küçük büfe ve cafeler açık oluyor. Mutfaklar kapanıyor. Aynı şekilde öğlen kapanan bazı mağazalarda saat 15:00 sonrası kepenklerini yeniden açıyor. Öğle arasında birçok mağazada kapalıydı. Öğle yemeğini kaçırmamızı tavsiye ederim.


Akşam 18:00-21:00 saatleri arasında da aperotivo olarak servis yapan restorantlar mevcut. Akşam yemeğini aperatif birşeyler geçirdiklerini görüceksiniz. Öğle yemeğinde herkes porsiyon yemek yerken, akşam yemekleri genellikle hafif bir içki ile beraber  peynir, salam, sucuk, makarna, pizza vb. ile atıştırdıklarını görüceksiniz. Happy hour olarakta geçen bu saatlerde bazı cafeler içecek fiyatı alarak, yanında bir tabak açık büfeden istediğinizi yeme imkanı sunuyor. Bazıları tabak içinde ek ücret talep edebiliyor. Açık büfeden istediğiniz yiyeceği alabiliyorsunuz. Aperotivo ve öğlen saatlerinde herkesin kırmızı renkli hafif bir içecek tercih ettiğini görüceksiniz. Bu da İtalyanlara özgü Aperol Spritz olarak geçen portakallı bir içecek.


CoMo Gölü Çevresi -Mellagio-Varenna-Bellagio / Masal diyarına yolculuk


Como gölü ve çevresi ünlü ve zenginlerin dinlenme mekanı. İtalya'nın zenginlerinin Milano'da milyarderlerinin ise Como da yaşadığı söylenmektedir. Zenginin malı zügürdün çenesi yorarmış. Etrafta görülüp, gezilecek bir sürü villa var. Como gölü Alplerin eteklerinde yer alan, eşsiz bir manzraya sahip, etrafı dağlarlar çevrilidir. Etrafı rengarenk dev ağaçlarla çevrelenmiş, dik yamaçların yer aldığı, tepelerde kar manzaralarıyla büyüleyici bir atmosfer. Özellikle göl çevresinde araba ile tur atmak keyif verici. İtalya'nın en büyük 3. gölü, doğası ve sakin havasıile sizi sarıp sarmalayarak uzaklara götürüyor.

Como'ya vardığımızda hava kararmıştı. Otelimize yerleştik. 4 kişi kalacağımız için 2 odalı bir ev tutmuştuk. İtalya'da genel olarak araba park etmek sıkıntı. Özellikle 8:00-20:00 arası aracınızın çekilme ve ceza yeme ihtimaliniz yüksek. Ayrıca, araç park yerleri zone lara ayrılmış durumda. Bazı bölgeler orada yaşayan bina sahiplere ayrılmış. Park ederken, levhaları okumayı unutmayın. 1 saatlik otopark ücreti 1 euro civarında. Buraya tren ile gelmekte mümkün ancak araba ile çok daha rahat gezebilirsiniz. 


Kendimizi Como sokaklarına atıyoruz. Şehir göl kıyısına doğru dikey olarak konumlanmış. Yukarıdan yürümeye başladığınızda, şehrin kale ile çevrildiğini görüyorsunuz. Yürüyerek gezebileceğiniz ufak bir yerleşim. Birbirine paralel dar sokaklarda gezinebilirsiniz. Sokak aralarında ufak tasarım mağazaları, cafeler, aperatif mekanlar mevcut. Como ara sokaklarında hiç ummadığınız noktalarda restorant ve cafe ile karşılaşabilirsiniz. Her birinin kendine has bir dokusu var. Hatta bir çok cafe çok küçük, içeride 2-3 masa bulunuyor ya da sadece bar kısmı mevcut, cafe sahibi ile sohbet edebileceğiniz, bistro tarzı yapıdalar. Bazı cafeler ise eskici gibi görünüyor, bir yandan eşya, kıyafet satarken bir yandan farklı tasarımda masalar görüyorsunuz. Dükkanların dış görünüşleri, iç tasarımları ve tabelaları kendine has ve özel tasarımlar.

Bu kasabada en güzel meydan Piazza Volta, pili icat eden Alessandro Volta'nın heykeli yer alıyor. Göl kenarına yakın bir noktada bulunuyor. 'Amerikalı Benjamin Franklin’in “yanabilen hava” makalesini okuduktan sonra metanı keşfeder ve İtalya’da metan arayışına başlar. Kapasitans üzerine çalışmalar yürüterek, potansiyel ve yükü ayrı ayrı inceleyerek aralarındaki ilişkiyi keşfeder. Elektrik birimi bu sebeple volt olarak isimlendirilmiştir. Luigi Galvani, iki metali seri bir şekilde kurbağa bacağına temas ettirdiğinde “hayvansal elektrik” olarak adlandırdığı bir şeyi keşfeder. Volta ise kurbağa bacağının şu an elektrolit dediğimiz iletken ve elektrik dedektörü olduğunu fark eder. Kurbağa bacağının yerine tuzlu su ile ıslattığı bezi kullanarak daha önceki çalışmalarına benzer bir elektrik akışı tespit eder.' Volta'da Como da dünyaya gelmiş. Bu meydanın çevresinde birbirinden güzel cafeler mevcut. Özellikle 'Vintage Jazz Bar' (Via Olginati) yer aldığı ışıklı sokak ve dışarıda birkaç masası ile harika bir atmosfere sahip. Akşam üzeri Apertif birşeyler atıştırmak için güzel bir mekan.

 

Akşam yemeği için açık bulduğumuz Piazza Covour meydanında yer alan 'Cafe Touring' e oturup, 4 peynirli pizza yiyoruz. Üzeri dolu dolu peynirle geliyor. Peynirlerin her birinin tadını alabiliyorsunuz. Şarapları da genelde Friuli olarak adlandırılan meyve aromalı ve hafif. Biraz sokaklarda gezdikten sonra, Via Bernardo Luini paralelinde yer alan Via Adamo Del Pero sokağından sapınca Via Natta üzerinde harika cafe ve restorantlar görüyoruz. 'Cafe Natta' atmosferi ve dekoru ile harika bir yer. Ancak açılmasını bekleyene kadar, karnımızı doyurmuştuk. Bu sokakta 'Instant Coffee' adlı çok sevimli bir kahveci var. Tatlı ve cappucino çok güzeldi. Kocaman ve sempatik kupalarda dolu dolu ikram ediyorlar. 


Via Vittorio Emanuele II, Via Bernardino Liuni mağazaların olduğu birbirine paralel iki cadde. Vittorio Emanuele II caddesi sonunda Cattedrale di Como katedralini göreceksiniz. Buradan göle doğru yürüdüğünüzde Piazza Covour meydanına çıkıyorsunuz. Yüzünüzü göle dönünce, sağ tarafa doğru yürüdüğünüzde bir sürü restorant ile karşılaşıcaksınız. 

Lungo Laria Trieste sokağına doğru yürüdüğünüzde göl manzaralı, sokaklarda masaları olan restorantları görüceksiniz. Bu yoldan göl boyunca yürüyünce Funicolare Como-Brunate çıkıcak. Kişi başı gidiş geliş 5 euroya füniküler ile Brunate kasabasına çıkmanız mümkün. Dağın tepesinde yer alan bu kasabaya, dik bir yoldan çıkılıyor. Füniküler ile seyahat etmek çok keyifli. Etrafı komple camlarla çevrili füniküler, yavaş yavaş gökyüzüne yükselirken, göl bir anda ayaklarınızın altında kalıyor. Bir anda ağaçlar arasında beliren eşsiz manzaralı göl ve Como kasabası beliriyor. Dağların tepelerinde hala kar varken, dimdik yamaçlarla çevrili büyülü bir manzara sizi bekliyor. Sabah erken saatlerde çıktığımız Brunate köyünde yapılacak çok fazla bir aktivite yok. Bir meydana çıkıyorsunuz, burada birşeyler yiyip içip, alış veriş yapabilirsiniz. Güneşin doğuşu ile beraber, sisin arasından ışıldayan güneş ışınları arasında manzarayı seyre doyamıyorsunuz. Tepeye bisikletleri ile çıkan sporcuları görüceksiniz. Biz geri dönerkende, aşağıda büyük bir kalabalık bekliyordu. Kış döneminde olmamıza rağmen oldukça fazla turist vardı. Fünikülerden inince, bu sefer göl kenarında Viale Geno caddesi boyunca yürüyen insanları görüceksiniz. Yürüyüş, bisiklet ve sakin bir hayat için Como eşsiz bir kasaba. Sık sık cappucino molası vererek, buradaki gezimizi tamamlayarak gölün erafındaki köylere doğru yol alıyoruz. 

 

Como dan Menaggio ya geçiyoruz. Burada iskelede ücretsiz otopark olduğunu okumuştuk. Haritadan Mennagio ve Bellagio ya Como'dan çizdirince daha kısa sürede ulaşım veriyordu. Gezimizi Menagio, Varenna, Bellagio olarak tasarladık. Menaggio'dan her iki kasabaya da aynı sürede ulaşım var. Hangisi önce geliyorsa onu seçtik:) İndiğinizde biletlerinizi almayı unutmayın. Saatte bir gibiydi vapur tarifeleri. Ulaşım kişi başı 5.40 euroydu. Arabayı da Menaggio da iskeledeki ücretsiz otoparka bıraktık. Menaggio ya gelirken, sahilden geliyorsunuz. Yolda eşsiz manzaralarla karşılacaksınız. Dağların görüntüsü, göle düşen yansımaları, bir şehir içine giren bir göl kenarından giden eşsiz bir yol. Çok keyif alıcaksınız. Bir anda kendinizi eski binaların arasında dar sokaklarda buluyorsunuz, derken yol dönüyor ve güneş ışınlarıyla göl gözünüzü alıyor. Çok fazla bisikletli var. Grup halinde seyahat ediyorlar. Öyle ki arabalar bile onları sollamakta güçlük çekiyor. Yanınızdan vızır vızır geçiyorlar. Özellikle Tremezzina da sağa çekip (Tremezzo kasabasını geçince), fotoğraf molası vermelisiniz. Mavinin bin bir tonu.. güneş dağların tepesinden doğuyor ve gözünüzün içine giriyor. Soğuk havada bir an içinizi ısıtıyor. Göldeki huzur, Allah'ım burda ölmek istiyorum dedirtiyor:) Çoook güzelll.. diyip nutkunuz tutuluyor:) Tremezzo-Cadenabbia arasında Villa Carlotta şatosu bulunuyor. Lenno kasabasında, Villa del Balbianella (James Bonda, Ocenas 12, Star Wars II ye ev sahipliği yapmış bir şato) şatosu bulunuyor. Meraklıları uğrayabilir.




Menaggio: İskeleye arabayı bırakıp, kasabanın merkezine yürüyoruz. Çok küçük bir yer. Sahil boyunca çok güzel bir yürüyüş alanı yapmışlar. Herkes ailecek göl kıyısında yürüyor. Ara sokaklarında birbirinden güzel restorantları, yüzünü güneşe vermiş binaların alt katlarındaki cafeleri ile etkileyici. Bir cappucino içmeden olmaz:D Her kasabada bir kahve;) Burada en fazla 1-2 saat vakit geçirebilirsiniz, mola dahil:) 

 

Varenna: İskeleden kasabaya yaklaşırken, heyecan başlıyor. İskeledeki sarı otel binasından gözünüzü alamıyorsunuz. Burda inip sağa doğru yürümeye başlayınca, merkeze gidiyorsunuz. Daracık patika bir yol. Taştan yapılmış, kalenin zindanlarının bir kısmını andırıyor. Küçük bir merkeze geliyorsunuz. Dağın eteğine kurulmuş bir kasaba, yukarılara doğru şekillenmiş. Kafanızı her dar merdivenli sokaktan uzatıp, merakla bakıyorsunuz:) Sahili izlediğinizde yol sizi kasabanın meydanına yukarı çıkarıyor. Burada da bir şato var. Kocaman bahçeli. Vaktimiz olmadığı için gezmiyoruz, harika bir botanik bahçesi var. Şatolara giriş ücretli ve genelde 7-9 euro arasında değişiyor.  Villa Monastero villasına kapıdan bakarak ayrıldık, gezmek için en az 1-1.5 saate ihtiyacınız var. Ayrıca tepede Castello Di Vezio kalesi bulunuyor. Villa Monastero nun önündeki caddeden iskeleye doğru yürürseniz, Piazza S. Giorgio meydanına geliyorsunuz. Göle karşı ihtişamlı bir kilise (Chiesa di S. Giorgio) bulunuyor. Bu meydandaki bütün sokaklar göl kıyısına iniyor ve hepsinin kendine has ayrı bir karakteristiği var. Tepeden göl manzarası eşliğinde merdivenlerden iniyorsunuz. Göle karşı yol kenarında 'Varenna Coffee' var. Her yol buraya çıkıyor gibi:) Göl kenarında kokteyl içmek için harika bir yer. Bir yandan güneş içinizi ısıtırken, gölün sakinliğinde yemek yiyip, harika kokteyllerinden deneyebilirsiniz. İtalya'da kokteyl kültürü kahve kültürü kadar yaygın. Kahveyi sabah saatlerinde ve yemeklerden sonra expresso olarak tüketirlerken, kokteyl öğleden sonra ve akşam üzeri apperativo saatlerinde çok yaygın. İtalya'ya özgü (Garibaldi, Negroni ve Spritz ler mutlaka denenmeli.)

 

Bellagio: Son durağımız. Artık acıktık ve saat 15:00 ı geçti! Bütün mutfaklar kapatıyor, yetiştiklerimizde kapatıyoruz diyor! Göl kenarı komple restorantlarla dolu, ara sokaklardan yine tepeye mutlaka tırmanın. Bu kasaba bütün kasabalar arasında en güzel sokaklara sahip olan diyebilirim. Özellikle Como gölü fotoğraflarında gördüğünüz tepeden çekilmiş, harika tabelalar ve evlerin göründüğü geniş merdivenli sokak fotoğrafı buraya ait! Bu sokağa uğramadan dönmeyin:) Ferry Boat iskelesinden inince sola doğru (göle sırtımızı veriyoruz:)) dönünce, binanın altından geçişi olan Salita Serbelloni sokağına dönüyoruz. Bu sokağın manzarası zirvede kalıyor:) Tavsiyem yukarıdan aşağıya inmek.. Bu manzaraya arkanızı dönmek haksızlık. Bu sokağa paralel bütün ara sokakları tek tek inip, çıkmak istesekte, ayaklarımız buna direniyor:) Bütün ara sokaklar tepede Via Giuseppe Garibaldi sokağına çıkıyor. Burda öğle saati açık 'Cafe Vecchino' kafesine denk geliyoruz. içeride Türk bir garson bizi karşılıyor:) İtalya'da kafelerde Türklerle tanışmanız çok mümkün. 5 gün içerisinde 2 farklı restorantta denk geldik. Gnocchi ve makarnaların hazır olduğunu, pizzayı taze yaptıklarını söyledi. Bol domatesli, İtaliano pizza söylüyoruz. Genelde domates sosu kullanılıyor, salça yemeklerde yok. Bütün domatesler taze ve mevsimindeymiş gibi lezzetli. Gün batımı bu kasabadan harika izleniyor. Dağın eteklerinde yer alan bu yeri, uzaktan izlemekte keyifliydi. Gün batımında bir sonraki ferry boat u beklemek için 'Bar Sanremo' göl kenarındaki masalarına oturuyoruz. Dağların göle yansımalarını, pembe, mor tonlar arasında izliyoruz. Birer kahve ve sıcak çikolata söylüyoruz. Gün batımını seyre dalıyoruz..



Lombordiya Bölgesi Gastronomi - İtalya'da neler içilir? İtalyan kahveleri, kokteylleri ve peynirleri..

Menülerde kokteyl ve şarap menüsünün ne kadar geniş olduğunu görüceksiniz. İtalya'nın bu bölgesinde Fransız kültürü hakim gibi görünüyor. Bol bol şarap evleri ve peynir tabakları görüceksiniz. Hem şarap satışı yapılan hem de içebileceğiniz mekanlar ağırlıkta. Her yer şarap şişeleriyle dolu:) Food and Wine olarak geçen bu restorantlarda farklı şaraplar tadmanızda mümkün. Aperatif birşeyler atıştırmak için oturduğunuzda masanıza atıştırma tabağı gelmektedir. Zeytin, sirkeli minik soğanlar, fıstık ve patates kızartmasından oluşmaktadır. Zeytinleri tuzsuz ve kocaman geliyor.

Peynir çeşitleri birbirinden güzel. Restorantlarda atıştırmalık ve peynir tabakları bulunuyor. Bazılarında inek, keçi ve koyun peynirlerini ayırmaktalar. Bol bol peynir yiyin derim. Mozarella, parmesan (parmigiano-reggiano), acı biberli peynir, tatlı gorgonzola (yumuşak içerisinde yeşil küfü yapılar var.), keçi ve koyun peynirleri tadabilirsiniz. Hepsi birbirinden güzeldi. Özellikle mozarella bizimkilerden daha farklı kremamsı, pufidik bir yapıya sahip ve çok lezzetliydi.



Kahveler:
Cappucino: Köpürtülmüş süt ile beraber servis edilen expresso. Oldukça lezzetli
Cappucino di Soia: İtalyan kahve makinesi ile yapılıyor.
Cappucino ginseng: Ayrı bir makinası var ve İtalyan kahvesi olarak geçmiyor.
Americano: Expresso üzerine, sıcak su koyularak yapılıyor. Birçok yerde expresso fincan ile sunularak, sıcak su yanında ayrı geliyor.
Morrochino: Çok ufak fincanlarda servis ediliyor. Expersso, çok az süt ve çikolata sosu ile süslenerek servis ediliyor.
Latte: İtalyanca süt demek:)
con ponna: kahvelerin, sıcak çikolata ve tatlıların yanında yazıyor, krema demek. Kremaları daha pufidik ve sütlü köpük gibi bir tadı var. Çok lezzetli.



Kokteyller:
Garibaldi: tatlı bol şekerli portakallı bir içecek
French Martini: güzel ve tatlı
Negroni: İtalyan kokteyli - Red velmouth**, bitter campari*, soda - acı ve sert bir içecek
*Campari: 60 tan fazla malzemenin karışımıdır. Acı otların kaynatılması
 kokulu bitkiler ve alkolle karıştırılan bir İtalyan içkisidir. Sek içilebildiği gibi meyve suları ile karıştırılmaktadır. 
**Vermut, alkolle takviye edilerek güzel kokulu bitki ve baharatlarla "aromatize" edilmiş bir tür şaraba verilen addır. Şarabın 'alkolle takviyesi'nden kasıt içerisine brandy veya benzeri bir distile (damıtık) alkollü içecek ilave edilmesidir.
Aperol Spritz: Farklı türleri mevcut, bir çok restorantta farklı içerikte spritz kokteyl bulabilirsiniz. İtalyanların atıştırmalıklarla tercih ettiği, kırmızı renkli aperatif bir içkidir. 

İçkilerin hazırlanışı için tıklayınız.

Kokteyl fiyatları bir çok yerde 6 euro civarında iken, 
Aperol spritz benzeri içecekler 2.5-3.5 euro 
Cappucino 1.30, americano 1.80 civarlarındadır.
Bir tabak makarna, pizza, lazanya fiyatları 10-12 euro arasında değişmektedir. 

Şubat, 2017

Lviv Konsept Restoran&Cafeler - Lviv Emotional Restaurant City




Lviv Emotional Restaurant City - Lviv Mutfağı - Nerede Ne Yenir?

Şehirde birbirinden ilginç konseptlere sahip, farklı restoran ve cafelere rastlayabilirsiniz. Bazıları oldukça ünlü ve şehirde mutlaka yapılması gereken aktiviteler içinde:) Hiçbir şehirde restoran gezmemiştim ancak burası Lviv, şehrin teması konsept restoran zincirleri. Şehir merkezinden başlayarak, çok uzaklaşmadan hepsini deneyebilirsiniz.

Lviv Gezilecek yerleri merak ediyorsanız, Lviv Gezi Notları - Lviv Jazz Festivali yazısını okuyabilirsiniz.


Lviv Coffee Manufacture - Şehrin en büyük kahve üreticisi - Kahve Dükkanı
Kahvenin Avrupa'ya ve Lviv'e nasıl taşınıdığına dair bir şehir efsanesi anlatılmaktadır. Lviv doğumlu Jerzy Franciszek Kulczyki, II. Viyana kuşatması sırasında kılık değiştirerek Osmanlı ordusuna sızıyor. Osmanlı ordusu geri çekilince bıraktığı 300 çuval kahve çekirdekleri de kendisine ödül olarak hediye ediliyor. Viyanada açtığı kahve evinin ardından, doğduğu şehre geri dönerek kahve kültürünü buraya taşımış. Kopalnyka Kavy (Kahve Madeni) adını taşıyan bu kahve dükkanı, gerçekten bir yer altı mahzenine sahip, şehrin dokusuna yakışır bir yer. Osmanlı'dan öğrenildiği düşünülen Türk usulü kahve pişirmeye devam ediyorlar.

Rynok meydanındaki cafenin kapısından içeri girer girmez büyüleyici kahve kokusunu alıyorsunuz. Girişte kahve çekirdekleri öğütülerek, gram olarak satılıyor. Koskoca bir binaya yayılan, hediyelik eşya ve kahve satan aynı zamanda bu deneyimi tecrübe etmeyi sağlayan madencilik temalı bir kahve dükkanı. İçeriye doğru ilerledikçe, sonu görünmeyen cafeye bayılıyorsunuz. Kahve kokusundan başınız dönmüşken, merdivenlerden aşağıya inerek, maden kısmına iniyorsunuz. Kömür madenlerini andıran konsepti ile iç içe geçmiş karanlık odalar, bol sis ve zayıf ışıklandırma ile ortam sizi içine çekerken, bir yandan ürperip, tedirgin oluyorsunuz. Daha gitmeli miyim, burada ne var diye merak duygusu peşinizi bırakmıyor. Merdivenden inerken, yer altında kafanızı biryerlere çarpmamanız için baret veriyorlar. Kahvenizi burda yudumlamak isterseniz, size alevli bir show yapıyorlar. Miners Coffee - Sealed Coffee kahvesini tercih edersiniz, kahveniz metal bir bardakta bol köpükle, üzeri şeker kaplanmış olarak geliyor. Garson elinde torsch un büyüğü ile gelerek alevle kahvenizin üzerindeki şekeri karamelize ediyor. Ortam bayağı ısınıyor:) Diğer kahvelerine de farklı isimler vererek, değişik tadlar sunuyorlar. Lviv Style Coffee ise bildiğimiz türk kahvesi, sadece daha büyük bir bardakta sunuluyor.
Arka bahçesinde Jazz konserleri düzenleniyor. Gidince cafeden konser saatlerini inceleyerek, plan yapabilirsiniz.

Kendinize ve sevdiklerinize kahve almayı ihmal etmeyin. Sabah kahvesi, bayan kahvesi gibi kahvelerin yapılarına göre farklı isimler vererek, paketliyorlar. Çekirdek kahveleri istediğiniz kadar çektirme ya da çekirdek olarak alma şansınızda var. Eve getirdiğimiz kahve kokusu ile hala başımızı döndürüyordu.



Svit Kavy na Rynku - Kahve Dükkanı
Rynok meydanı üzerinde, küçük ve şirin bir yer. Dünya'nın dört bir yanından gelen kahve çekirdeklerini satıyor. Bira içmekten sıkıldıysanız ya da ufak bir mola verip, biraz meydanı seyredelim diyorsanız hemen uğrayın. İç tasarımı ve kahveleri başarılı ancak tatlılarını sevemedik. Tart hamuru çok yağlı ve genelde tatlılarının üzerinde kocaman bir krema katmanı bulunuyordu. Görüntüye aldanmayın! (2 cappuccino+tatlı; 122 UAH)


Virmenka - Best Coffee House of Lviv
70 lerin sonu 90 ların başına kadar bu cafe sanatçıların, artistlerin, müzisyenlerin buluşma noktası olarak geçmektedir. Kahvenin Türk usulü cezve ile pişirildiği efsanevi kahve dükkanlarından biri. Kahve likör ve tatlı ile sunuluyor. Yeri tabiki Virmenska sokağında:)


Cukor - Цукор - Kahvaltı
Şehirde 2 farklı noktada bulunuyor. Bir tanesi Rynok meydanın alt sokaklarında iken, diğeri Svobody ave caddesinin diğer tarafnda kalıyor ve biraz daha büyük. Özellikle Lviv de yapabileceğiniz en iyi kahvaltı diyebilirim. Yumurta ve pancake seçenekleri ile bizim damak tadımıza en yakın kahvaltı seçeneği! Siyah bir penguen logosu var ve hesabı öderken size birde sticker hediye ediyorlar, ufak bir hatıra oluyor:) Avokadolu krep ve yabanmersinli, beyaz çikolatalı pancake kesinlikle favorilerimiz arasında! Beyaz çikolatayı normalde sevmem ama çikolatanın tatlılığı, tabaktaki renkler ve lezzet mükemmel! Burada kahvaltı yapmadan dönmeyin! (Çay, kahve, birer porsiyon yemek ile 200 UAH ödüyoruz.)


Baczowski Restorant - Ресторація Бачевських - Et Restoranı ve Kahvalt
Hafta sonları kapı önünde uzun kuyruklar var ise doğru yerdesiniz:) Çok sevimli ve güzel dekore edilmiş arka bahçesi ve ihtişamlı üst katı ile Lviv de ün yapmış bir et restoranı. Özellikle sabah 8 de başlayan açık büfe kahvaltısı ile meşhur. Açık büfe kahvaltı kişi başı 120 UAH. Rezervasyon almıyorlar, içeriden çıkan oldukça girebiliyorsunuz. Kahvaltıda çok birşey yok ancak Baczowski nin bahçesi büyüleyici. Cam ve aynalarla çevrili yemyeşil bir bahçe, birde canlı olarak piyano çalınınca restoran dikkat çekiyor. Omlet listesine adınızı yazdırmayı unutmayın, size güzel bir omlet hazırlıyorlar. Gizli bir bahçede muhabbet kuşlarıyla beraber huzurlu ve keyifli bir kahvaltı sizi bekliyor:)

Akşam yemeği için; Ördek eti, kaz ciğeri ve et tercih edebilirsiniz. Grilled beef sipariş ettik ve garnitürle beraber sunuldu. Özel bir sosu yoktu. Et çok özel bir lezzet değildi. Foi grass (kaz ciğeri), patates püresi ile sunulmuştu ve etten daha lezzetliydi:) Püre bizim damak tadımıza göre biraz daha koyu bir kıvama ve ağır bir tada sahipti. İki kişilik akşam yemeğine 650 UAH ödedik.




Mons Pius - Монс Піус -Et Restoranı
Lviv in açık ara en iyi et restoranı. Fiyatlar diğer et restoranlarının üzerinde olsa da çok başarılı. Sosları, etlerinin tadı ile farklarını anlıyorsunuz. Şehirde özel bir gece geçirmek istiyorsanız, Mons Pius bahçesi diyorum. Kilisenin yanından girilen bahçesinden ve Virmenska cad. üzerinden restorana giriş yapabiliyorsunuz. Çiçeklerle bezenmiş sokak lambaları ve kırmızı çiçeklerle bezenmiş evin bahçesinden restorana girerken büyüleniyorsunuz. Restoranın bahçesinin bir kısmı evlere baktığı için akşam belli bir saatten sonra bahçedeki masaları kapatıp, balkonlarında ağırlıyorlar. Yediğimiz en iyi etti.
Newyork style dry aged beef, en 400 g olarak satıyorlar. (100 g et 130 UAH)
Steak salad with poached egg, salatası da poşe yumurta ve steak et ile sunuluyor. Avokado, yumurta ve et harika bir üçlü!



The Firs Lviv Grill Restorant of Meat and Justice -Et Restoranı
Burası Bernardine kilisenin arkasındaki surların içinde kalan ortaçağ işkence aletlerini konu alan bir ocakbaşı restoranı:) Etler kapı girişinde kömürde pişiriliyor, ortalık duman. Etleri abartı lezzetli olmamakla birlikte, zaman zaman içeride işkence aletlerinde şovlar yapılıyor. Bir anda müzik verilerek, aksiyon başlıyor:) İki kişi 2 tane Rib steak + içecekler ile 641 UAH gibi bir ücret ödüyoruz. 




Atlas - Атляс - Restorant
Rynok meydanının köşesinde, festival sahnesinin dibinde meydana bakan bahçesi ve acayip güzel bir dokuya sahip iç mimarisi ile burayı çok sevdim. Festival zamanı konserler başlayınca masa bulmanız oldukça zor:) Menüde Borsch çorbası, pancar salatası, tavuk ve ördek eti bulabilirsiniz. Borsch çorbası etli ve pancarlı değişik ve güzel bir çorba. Çorba içindeki eti de size soruyorlar. Etleri genelde, elma, portakal gibi tatlı soslarla sunuyorlar ki çok yakışıyor. Beetroot (pancar) salatası da ince ince doğranmış, turşu kıvamında ve çok lezzetliydi. Bizde çok yaygın olmamakla birlikte, çok beğendim.


Cabinet - Cafe
Arsenal müzesi civarında surların karışından, Harry Potter film setine ufak bir ziyaret yapıyormuşsunuz gibi. Burası filmdeki kütüphaneyi anımsatıyor. Dönen merdivenle üst katına çıkıyorsunuz, etrafınız kitaplar ve baykuş kafesleri ile çevrelenmiş, konsept bir restoran. Tatlı ve atıştırmalık birşeyler tercih ederek, fotoğrafik bu mekanda keyifle zaman geçirebilirsiniz. Lviv deki çok kremalı tatlıları sevmediğim için tatlıya en yakın gelen ‘Symiki’ peynirleri pudra şekeri ile çaynıza eşlik edebilir.


Lviv Galician Cheese Cake and Strudel Bakery - Львівські пляцки - Tatlı
Rynok meydanında, vitrininde biskolata adamların (o kadar kaslı değiller:)) hamurla şovlar yaptığı, şehrin strudel i ile ünlenmiş fırını. Tatlı seçeneklerin yanında, ıspanaklı gibi tuzlu strudel de yapıyorlar. Strudel ve cheesecake inizi alınca, tezgah önünde duran tencerelerdeki çılgın soslarla tatlınızı (vişneli, çikolatalı soslar) /tuzlunuzu (sarımsaklı ve domatesli soslar) tatlandırıyorsunuz. Biraz daha kalori almamız lazım dimi:) Öyle sempatik bir mekan ki, oyuncakmış gibi birçok şey.. Cheesecake konusunda başarılı değiller, kek kıvamındaydı. Çay konusunda burada zorlanmıyorsunuz, her yerde evimdeymiş gibi koca demliklerde yeşil çay içtim. Tatlıları tartarak, gramajına göre satıyorlar.

Bubble Waffle - Tatlı
Rynok meydanında, ufak bir dükkan. Bubble ismi waffle ın tarzından geliyor. Waffle hamuru, baloncuklardan oluşuyor ve baloncukların içi krema ya da nutella ile doldurularak pişiriliyor:) İçerisine dondurma ve taze meyveler sararak waffle ı hazırlıyorlar. Sadece hamuru bile bayıla bayıla yenir! Konser arasında iyi gidiyor:)

Pravda Beer Theatre - ПРАВДА - Bira Evi
Rynok Maydanında, en kalabalık köşede yer alıyor. 2 katlı binası ve kapı önündeki masaları ile şehri izleyebileceğiniz güzel bir nokta. Kısa bir mola ya da uzun uzun, şehrin seslerini dinleyebilirsiniz.

8 farklı ülkeden brewing expertlerinin açtığı, farklı biraları deneyimleyerek, alıs-veriş yapabileceğiniz özel bir biraevi. Kendilerine has belirledikleri mayalandırma yöntemleri ile filtreleyerek üretiyorlarmış. Açılalı 2 yıl olmuş ve 9 tane ödül kazanmışlar. Kendilerine ait özel bir orkestraları var, sitelerinden ve bira evinden saatlerini kontrol edebilirsiniz.

Sloganları çok güzel 'Our city deserves it, as we do' / Bizim yaptığımız gibi şehrimiz bunu hakediyor!

Kumpel - Ресторан-пивоварня Кумпель - Bira Evi
Şehrin en tanınmış restoran zinciri (Baczewski Res. bu grupta) ve birası! Açıktan koyuya farklı çeşit biralarını mutlaka denemelisiniz, kolay içimli ve güzel biraları var. Burasu Bernardine Kilisenin arkasındaki surların karşısında, Pinzel müzesinin yanında, bahçeli bir yer. Bahçedeki koltuk konseptini sevmesemde restoranın içindeki bira tankları oldukça ilgi çekici. Tadım yapabilmeniz için ufak boyutlarda farklı biralarını sunuyorlar. Lviv de yediğim tatlılar nedense beni çok mutlu etmiyor. Viyana usulü Zacher Cake yiyorum, çikolatalı bir krema var ancak başarılı bir pasta değil. Ancak Lviv de çay sunumu çok keyifli. Kendinize bir çay takımı almak istiyorsun
uz:)


Champagneria X&X - Шампанерія -Atıştırmalık ve Şampanya
Virmenska Cadde üzerinde birbirinden renkli ve güzel restoranlar bulunmaktadır. Burayı da hem atıştırmalık hem de keyifli birer kadeh şampanya içmek için tavsiye ediyorum. Odessa yerli şampanyalarını tatabilirsiniz. Kadeh tokuşturarak minik bir kutlama yapabilirsiniz. Burasını çok sevdik, şampanyanın yanına tercih edeceğiniz peynir tabağı (gül reçeli, bal, üzüm, çilek ve 4 farklı peynir eşliğinde) ile atıştırabilirsiniz. Menüde denemek istediğimiz Adjarian (peynirli,  etli, tavuklu seçenekleri ile pide) ve özel soslileri için her geçişimizde uğrayıp menünün tamamını tattık:) Sosislerinin içinde ne vardı pek güvenemesemde, Adjarian oldukça başarılı!

Open - Sağlıklı Beslenme
Eeee sağlıklı beslenmek isteyen yok mu bu şehirde derseniz. Sağlıklı beslenme adında, smothie, meyve, sebze vs. aradığınız bütün temiz beslenmes yiyeceklerini bulabilirsiniz. Açık büfe bir self-servis hizmet sunan restoran şehrin diğer restoranlarından ayrılarak daha modern ve günümüze ait bir duruşu var. Şehrin dokusundan her ne kadar uzaklaşmış olsa da beslenme tarzına bağlı olarak tercih edilebilecekbir yer. Şehirdeki birçok bol şekerli ve kremalı tatlılara inat herşey daha doğal. Latin Katedralinin arka tarafında kalıyor. 

Drunk Cherry - П'яна Вишня - Vişne Likörü
Bu dükkanı Rynok meydanına gelir gelmez tanıyacaksınız:) Özellikle akşamları kapısının önü oldukça kalabalık. Burası vişne likörü satan, oldukça da lezzetli likör içebileceğiniz, kapı önünde takılmalık ufak bir mekan. İçkinizi alıp, kapı önünde içebiliyorsunuz. İçeride kocaman bir avize ve vişne likörü dolu! Hediye bile getirebilirsiniz, çok sempatik bir mekan.



Gas Lamb - Гасова лямпа
Ihnacyi Lukasiewicz Avrupa'da ilk gaz lambasını kesfeden kişidir. Aslında ham petrolün işlenmesini ve kerosen (gaz lambasına doldurulan yakıt:)) lambaları keşfediyor. Cafenin girişinde laboratuvar gibi kocaman bir alana rengarenk likör şişeleri dizilmiş ve hediye edilmeyi bekliyor. Bir taraftada cafeye giriş yapabiliyorsunuz. Yeni bir konsept ve büyüleyici bir dünya sizi bekliyor. Her yer gaz lambaları ile çevrelenmiş. Şehrin önemli anıtlarından biri de bu cafenin dış duvarına gizlenmiş durumda (
…. ) . Müşterilerle sürekli ilgilenen bir amca var ve gelip sizinle anıtın yanında fotoğraf çekiliyor, güleryüzlü ve misafirperver. Gaz lambaları ile süslenmiş bu restoran aslında likörleriyle ünlü. Burada likör içmeden dönmeyin! Hatta çakır keyif olana kadar likör test edebilirsiniz. Nasıl olsa siz birbirinden değişik tatları denerken, alkolün etkisini anlamayacasınız :) Biz onuda tadalım bunu da tadalım diye deney tüplerini koklayıp, test ettikçe yüzümüzdeki gülümsemenin büyüdüğünü, kahkahalarımızın arttığını anlayınca, kalkma zamanı gelmiş dedik:) Deney tüplerinde set halinde gelen birbirinden farklı aromaya sahip likörlerini deneyebiliyorsunuz (400 ml - 190 UAH). Tarçın, kekik, nane, böğürtlen, çilek, limon, kahve aklınıza ne gelirse bütün aromaların likörlerini deneyebiliyorsunuz.
Likörün yanısıra Kvas ekmek mayasından yapılan alkolsuz fermente içeceklerinide deneyeblirsiniz.


The House of Legend  
Şehrin efsanesini yansıtan bir cafe, zaman içinde artan baca temizleme ihtiyacıyla, baca temizleyicisi, arabasını binanın tepesine parlederek, şehrin trafiğini kolayca atlatmaktadır. Gece olunca ve herkes uykuya dalınca Lviv in sisi şehrin efsaneleri korumaktadır..

Şehrin en eğlenceli emotional cafe lerinden biri. Binanın dışı kendi karakterini yansıtarak dikkat çekse de içerisi ve terası ayrı bir dünya. Şehrin farklı noktalarında görebileceğiniz anıtlardan bir tanesi de burada bulunuyor. Evin bacasına tünemiş bir adam, ‘Monument of Chinny Sweep’ şehri seyrediyor. Terasta bulunan helikopter-araba hibrit yapısı bir an kanatlanıp uçsa, sizi şehrin üzerinden alıp götürse, diyar diyar gezdirse diyorsunuz. Tabi bu noktada fotoğraf çekilmek isteyen çok kişi var. Arabanın kapıları açılarak, sizi hayal dünyanızın ötesine götürmeye hazır. Tek problem hareket etmiyor:) Her odasında ayrı bir konsept ve eğlence sizi bekliyor. Biralarının ve yemeklerin keyfini farklı bir dünyayı deneyimlerek çıkarabilizsiniz.
Tualete girip kapıyı kapatınca, iki adam kapıdaki ekranda belirip, sizi gösterip gülmeye başlıyor! Aman Allah’ım yoksa izleniyor muyum:) Bir an korkup, endişeleniyorsunuz:)


Lviv Handmade Chocolate - Львівська Майстерня Шоколаду

Rynok Meydanı çıkışlarından biri sizi bu müthiş çikolata dükkanının önüne atıveriyor.Daha giriş katında, akan sıcak çikolatalar, hazırlanan fındıklık, fıstıklı çikolataları görünce heyecanlanıyorsunuz. Ufacık ahşap merdivenlerini çıkarken, her katta ayrı bir lezzetle ve çikolata tarzıyla karşılaşıyorsunuz. Bar kapılarından kendinizi çikolata salonuna atıp, kat boyunca ne yesek, ne alsak diye düşünmeden edemiyorsunuz. Böyle 2-3 kat çıkıyorsunuz. Çikolata ambajlarıda öyle sevimli ve özenli ki.. Bir çatısı var, evinizden daha rahat görünüyor:) Dantel masa örtüleri, sıcak atmosferi ve çatı katıyla orda uzun süre kalmayı göze alıyorsunuz:) Neyse, çok uzatmadan sıcak çikolatası, çikolata fondüleri ve yanınızda torbayla götürmek isteyeceğiniz çikolataları ile başınızı döndürecek bir çikolata dükkanı. Uğramadan geçmeyin.
Ben sıcak çikolatasını daha yoğun ve doygun bekliyordum, bitteri çok hafif geldi. Daha sütlü çikolataları var. Damak tadı tabi, yoğun seviyorsanız beklentiyi yüksek tutmayın;)


Lviv Gastronomi : Denemeden dönmeyecekleriniz!

Borsch Çorbası: etli, sebzeli ve pancarlı güzel bir çorba, bazı yerlerde ekmek içinde sunulurken, birçok yerde bulabilirsiniz.

Adjarian: Pide - Champagne X&X da deneyebilirsiniz. 

Vareniki: Ukraynaya özgü, mayasız hamurdan yapılan mantı

Khinkhali: Farklı bir katalama yapılan büyük bir mantı. Mantı bohça şeklinde kapatılıyor.

Kvas: Ekmek mayasından fermente edilerek hazırlanan alkolsüz bir içecek.

Uzvar: Kurutulmuş meyvelerden elde edilen yumuşak bir içecek (alkolsüz), tadı biraz böyle tütsülenmiş gibi.. 500 ml sürahilerde sunuyorlar. 

Galicia: Bizim şişelenmiş meyve suları gibi meyve özütünden yapılmış bir içecek biraz daha sulu ve az şekerli

Symiki: cottage cheese - yumuşak süzme peynir tadında bir peynir kızartılarak, bal ve reçelle sunuluyor. Tatlı olarak tercih edebileceğiniz güzel bir alternatif. Mutlaka tadın!

Lviv Konsept Restoranları
  1. Lviv Coffee Manufacture - Madencilik konusunu ele almıştır.
  2. Cabinet - Harry Potter Kütüphanesini konu almıştır.
  3. Gas Lamb - Гасова лямпаv - Gaz lambalarını konu alan, likörleri ile ünlü bir restoran
  4. The House of Legend  - Şehrin efsanevi restoranı, baca temizleyicisi konu almıştır.
  5. Lviv Handmade Chocolate - Çikolata fabrikası
  6. Lviv Masoch Cafe - Mazoşizm hakkındaki erotik eserleri kendine konu almıştır.
  7. Kryyivka - Underground Bunker - Yeraltı savaç tapınağı düzeni eski döneme ait mistik havası ile savaş dönemini konu almıştır.
  8. The Firs Lviv Grill Restorant of Meat and Justice - İşkence aletleri ile dekore edilmiş ve showlarıyla bunu konu almıştır.
  9. Lviv Galician Cheese Cake and Strudel Bakery - Tarihi fırın
  10. Pravda Beer Theatre - Bira evi
  11. Kumpel - Ресторан - Bira evi
  12. Drunk Cherry - П'яна Вишня - Vişne Likörü
24-28 Haziran 2017